Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi, sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan olağanüstü durumlar nedeniyle taraflar arasındaki ekonomik dengenin bozulması hâlinde sözleşmenin uyarlanmasını talep etme imkânı tanımaktadır. Bu düzenleme, kira sözleşmeleri bakımından da kira bedelinin yeni koşullara göre yeniden belirlenmesini mümkün kılmaktadır.
Özellikle uzun süreli kira sözleşmelerinde ekonomik şartların hızlı ve öngörülemeyen şekilde değişmesi, kira bedelinin taraflardan biri bakımından aşırı derecede ağırlaşmasına yol açabilir. Böyle durumlarda kira sözleşmesinin başlangıçta kurulan dengeyi yitirdiği ve mevcut haliyle sürdürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayabileceği gerekçesiyle sözleşmenin uyarlanması talebinde bulunulabilir.
Bu yazıda, kira bedelinin uyarlanması davasının hangi durumlarda açılabileceği, özellikle kira tespit davasından farkı ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken temel hususlar ele alınacaktır.
Yazı İçeriği
1. Kira Bedelinin Uyarlanması Davasının Hukuki Dayanağı
Kira bedelinin uyarlanması davası, sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan olağanüstü durumlar nedeniyle taraflar arasındaki ekonomik dengenin bozulması hâlinde başvurulan bir hukuki yoldur. Bu dava ile amaçlanan, kira sözleşmesini sona erdirmek değil; değişen koşullar karşısında sözleşmenin yeni şartlara uygun şekilde devamını sağlamaktır.
1.1. Türk Borçlar Kanunu m.138 (Aşırı İfa Güçlüğü)
Kira bedelinin uyarlanması davasının hukuki dayanağı, Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğü hükümleridir. Bu hükme göre, sözleşmenin kurulduğu sırada taraflarca öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmışsa ve bu durum sözleşmenin ifasını taraflardan biri için dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede ağırlaştırmışsa, sözleşmenin uyarlanması talep edilebilir.
Başka bir ifadeyle, kira bedelinin uyarlanması davası açılabilmesi için:
- Sözleşmenin kurulmasından sonra olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalı
- Bu durum taraflarca öngörülemeyen nitelikte olmalı
- Sözleşmenin ifası taraflardan biri için aşırı derecede güçleşmiş olmalı
- Ortaya çıkan durum borçludan kaynaklanmamış olmalı
gerekir.
1.2. Uyarlama Davasının Amacı
Kira bedelinin uyarlanması davasının temel amacı, sözleşmenin tarafları arasında başlangıçta kurulan ekonomik dengeyi yeniden sağlamaktır. Bu dava ile kira sözleşmesinin sona erdirilmesi değil; değişen koşullar karşısında kira bedelinin hakkaniyete uygun bir seviyeye getirilmesi hedeflenir.
Uyarlama davasının amacı şu şekilde özetlenebilir:
- Sözleşmenin devamını sağlamak
- Taraflar arasındaki ekonomik dengeyi yeniden kurmak
- Olağanüstü koşulların yarattığı aşırı yükü ortadan kaldırmak
- Sözleşmenin dürüstlük kuralına uygun şekilde sürdürülmesini sağlamak
Bu nedenle uyarlama davası, kira sözleşmesini ortadan kaldıran değil, sözleşmenin yeni şartlara göre devamını mümkün kılan bir hukuki mekanizma niteliği taşır.
1.3. Kira Tespit Davasından Farkı
Kira bedelinin uyarlanması davası ile kira tespit davası uygulamada sıkça karıştırılan iki farklı dava türüdür. Ancak bu davaların hukuki dayanakları ve amaçları farklıdır.
- Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesine dayanır.
- Kira sözleşmesinin kurulmasından sonra 5 yıl süre geçmiş olması gerekir. Kira bedelinin emsal kiralara göre belirlenmesi amacıyla açılır.
- Olağan kira artış mekanizmasının bir parçasıdır.
Kira bedelinin uyarlanması davası ise:
- Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesine dayanır.
- Olağanüstü ve öngörülemeyen durumlar nedeniyle açılır.
- Sözleşmenin ekonomik dengesinin bozulması hâlinde gündeme gelir.
- Herhangi bir süre koşulu kanunda öngörülmemiştir. Ancak ifa güçlüğünün ortaya çıkmasıyla bu davanın derhal açılmasında fayda vardır.
Bu nedenle kira bedelinin uyarlanması davası, normal kira artışı veya emsal kira belirleme süreci ile ilgili değil; olağanüstü koşullar nedeniyle sözleşmenin adil şekilde devamını sağlamaya yönelik bir dava niteliği taşır.
Konu hakkında daha detaylı bilgi almak için Kira Tespit Davas ve Kira Uyarlama Davası Arasındaki Farklar başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
2. Kira Bedelinin Uyarlanması Davası Hangi Hallerde Açılabilir?
Kira bedelinin uyarlanması davası, sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan olağanüstü gelişmeler nedeniyle kira sözleşmesinin tarafları arasındaki ekonomik dengenin ciddi şekilde bozulması hâlinde açılabilir. Bu dava, her ekonomik değişiklikte başvurulabilecek bir yol değildir. Değişikliğin olağan sınırları aşması ve sözleşmenin mevcut haliyle sürdürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı sonuçlar doğurması gerekir.
2.1. Ekonomik Şartların Olağanüstü Şekilde Değişmesi
Kira bedelinin uyarlanması davasının açılabilmesi için ekonomik şartlarda meydana gelen değişikliğin olağan ve öngörülebilir sınırların ötesine geçmesi gerekir. Enflasyon artışı, piyasa dalgalanmaları veya ekonomik kriz gibi gelişmeler bazı durumlarda sözleşmenin tarafları açısından beklenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bu duruma yakın dönemde verilebilecek en iyi örnek ise Covid-19 pandemisidir.
Ancak her ekonomik değişiklik uyarlama sebebi oluşturmaz. Değişikliğin:
- Sözleşme kurulurken öngörülemeyen nitelikte olması
- Taraflardan kaynaklanmayan bir sebepten doğmuş olması
- Sözleşmenin ifasını taraflardan biri için aşırı derecede güçleştirmiş olması
gerekir.
2.2. Sözleşme Dengesinin Bozulması
Kira sözleşmesi yapılırken taraflar arasında belirli bir ekonomik denge kurulmuştur. Ancak sonradan ortaya çıkan olağanüstü gelişmeler bu dengeyi ciddi şekilde bozabilir. Bu durumda kira bedelinin mevcut haliyle uygulanması, taraflardan biri bakımından aşırı bir yük doğurabilir veya sözleşmenin ekonomik anlamını ortadan kaldırabilir.
Sözleşme dengesinin bozulduğundan söz edilebilmesi için:
- Taraflar arasında başlangıçta kurulan ekonomik denge önemli ölçüde değişmiş olmalı
- Kira bedelinin mevcut haliyle sürdürülmesi hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurmalı
- Taraflardan birinin sözleşmeden beklediği ekonomik yarar ciddi şekilde ortadan kalkmış olmalı
gerekir.
2.3. Kira Bedelinin Aşırı Derecede Artması veya Değer Kaybetmesi
Kira bedelinin uyarlanması davası yalnızca kira bedelinin artması durumunda değil, kira bedelinin ekonomik değerini önemli ölçüde yitirmesi hâlinde de gündeme gelebilir. Bu nedenle uyarlama talebi hem kiracı hem de kiraya veren tarafından ileri sürülebilir.
Örneğin:
- Yüksek enflasyon nedeniyle kira bedelinin kiracı bakımından katlanılamaz hale gelmesi
- Uzun süreli sözleşmelerde kira bedelinin ekonomik değerini önemli ölçüde kaybetmesi
- Olağanüstü ekonomik gelişmeler nedeniyle kira bedelinin piyasa koşullarından ciddi şekilde uzaklaşması
durumlarında kira bedelinin uyarlanması talep edilebilir.
2.4. Dövizle Yapılan Kira Sözleşmelerinde Uyarlama
Dövizle yapılan kira sözleşmelerinde kur dalgalanmaları, kira bedelinin kısa sürede aşırı şekilde artmasına veya ekonomik değerinin önemli ölçüde değişmesine yol açabilir. Özellikle ani ve öngörülemeyen kur artışları, kira bedelinin taraflardan biri bakımından aşırı derecede ağırlaşmasına neden olabilir.
Bu nedenle dövizle yapılan kira sözleşmelerinde:
- Kur dalgalanmalarının olağan sınırları aşması
- Ödeme yükünün taraflardan biri için katlanılamaz hale gelmesi
- Sözleşmenin ekonomik dengesinin ciddi şekilde bozulması
hâlinde kira bedelinin uyarlanması talep edilebilir.
3. Uyarlama Davasının Şartları
Kira bedelinin uyarlanması davası, Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğü hükümlerine dayanır ve belirli şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde açılabilir. Bu şartların her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Şartlardan birinin bulunmaması hâlinde uyarlama talebinin reddedilmesi söz konusu olabilir.
Uyarlama davasının açılabilmesi için genel olarak aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
3.1. Sözleşmenin Kurulduğu Tarihte Öngörülemeyen Bir Durumun Ortaya Çıkması
Uyarlama davasının en temel şartlarından biri, sözleşmenin kurulduğu tarihte taraflarca öngörülemeyen bir durumun sonradan ortaya çıkmış olmasıdır. Bu durumun olağan ekonomik değişimlerin ötesine geçen, istisnai ve beklenmeyen bir gelişme niteliğinde olması gerekir.
Öngörülemeyen durumlara örnek olarak:
- Ani ve ciddi ekonomik krizler
- Olağanüstü enflasyon artışları
- Döviz kurunda beklenmeyen ve aşırı dalgalanmalar
- Savaş, doğal afet veya pandemi gibi olağanüstü olaylar
gösterilebilir. Buna karşılık piyasa koşullarındaki olağan değişiklikler veya sözleşme yapılırken makul olarak öngörülebilecek gelişmeler, tek başına uyarlama sebebi oluşturmaz.
3.2. Bu Durumun Borçludan Kaynaklanmaması
Uyarlama talebinde bulunan tarafın içinde bulunduğu güçlüğün kendi davranışından kaynaklanmamış olması gerekir. Başka bir ifadeyle, ortaya çıkan durum borçlunun kusurundan veya kendi ekonomik tercihlerinden doğmuşsa uyarlama talebinin kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu şartın amacı, tarafın kendi risk alanına giren durumları uyarlama talebi ile bertaraf etmesini önlemektir.
- Borçlunun kendi ticari kararları nedeniyle mali sıkıntıya düşmesi
- İşletme yönetimindeki hatalar veya yanlış yatırımlar
- Sözleşme yapılırken bilinen risklerin gerçekleşmesi
tek başına uyarlama sebebi olarak kabul edilmez.
3.3. Borcun İfasının Aşırı Derecede Güçleşmesi
Uyarlama davası açılabilmesi için borcun ifasının yalnızca zorlaşması değil, aşırı derecede güçleşmiş olması gerekir. Bu durum, borcun yerine getirilmesinin mümkün olmakla birlikte taraflardan biri için katlanılamaz derecede ağır bir yük hâline gelmesi anlamına gelir.
Başka bir ifadeyle, borcun ifası imkânsız hale gelmemiş; ancak mevcut şartlarda sözleşmenin sürdürülmesi taraflardan biri bakımından ciddi bir ekonomik dengesizlik yaratmış olmalıdır.
Bu durumda:
- Borcun ifası ekonomik olarak sürdürülemez hâle gelmiş olmalı
- Taraflardan biri bakımından aşırı bir yük ortaya çıkmış olmalı
- Sözleşmenin mevcut haliyle uygulanması dürüstlük kuralına aykırı sonuç doğurmalı
gerekir.
3.4. Borçlunun Borcunu İfa Etmemiş Olması veya İhtirazi Kayıtla İfa Etmesi
Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi uyarınca, borçlunun uyarlama davası açabilmesi için borcunu henüz ifa etmemiş olması ya da ifayı, haklarını saklı tutarak (ihtirazi kayıt koymak suretiyle) gerçekleştirmiş bulunması gerekmektedir.
TBK madde 138:
“… borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.”
3.5. Sözleşmenin Uyarlanmasının Hakkaniyete Uygun Olması
Uyarlama davasında mahkeme, yalnızca şartların varlığını değil; sözleşmenin uyarlanmasının somut olay bakımından hakkaniyete uygun olup olmadığını da değerlendirir. Bu nedenle her ekonomik değişiklik uyarlama sonucunu doğurmaz; mahkeme, tarafların menfaat dengesini gözeterek bir karar verir.
Mahkeme değerlendirme yaparken özellikle:
- Tarafların sözleşme süresi boyunca üstlendikleri riskleri
- Ekonomik değişikliğin etkisini ve kapsamını
- Tarafların ekonomik durumunu
- Sözleşmenin devamının mümkün olup olmadığını
dikkate alır. Bu nedenle uyarlama davası, yalnızca hukuki şartların varlığına değil; aynı zamanda somut olayın hakkaniyet ölçütlerine göre değerlendirilmesine dayanan bir dava niteliği taşır.
4. Uyarlama Davasında Mahkemenin Değerlendireceği Hususlar
Kira bedelinin uyarlanması davasında mahkeme, yalnızca ekonomik koşullardaki değişimi değil; sözleşmenin kurulma sürecini, tarafların durumunu ve sözleşmenin mevcut şartlarla sürdürülmesinin adil olup olmadığını birlikte değerlendirir. Bu nedenle uyarlama davası, matematiksel bir hesaplamadan ziyade somut olayın bütün koşullarının dikkate alındığı bir denge değerlendirmesine dayanır.
Mahkemenin değerlendireceği başlıca hususlar şu şekilde özetlenebilir:
4.1. Ekonomik Koşullardaki Değişiklik
Mahkeme, öncelikle ekonomik koşullarda meydana gelen değişikliğin olağan piyasa dalgalanmalarının ötesine geçip geçmediğini değerlendirir. Enflasyon, döviz kuru artışı veya maliyetlerdeki yükseliş gibi gelişmeler her zaman uyarlama sebebi oluşturmaz. Bu değişikliklerin sözleşmenin kurulması sırasında öngörülemeyecek nitelikte ve ciddi boyutta olması gerekir.
Bu nedenle mahkeme:
- Ekonomik değişikliğin ne zaman ortaya çıktığını
- Değişikliğin kapsamını ve etkisini
- Değişikliğin taraflar üzerindeki sonuçlarını
- Bu değişikliğin sözleşme kurulurken öngörülebilir olup olmadığını
dikkate alır.
4.2. Tarafların Sözleşme Tarihindeki Durumu
Uyarlama davasında mahkeme, tarafların sözleşmenin kurulduğu tarihteki ekonomik ve ticari durumunu da değerlendirir. Çünkü sözleşme yapılırken tarafların üstlendiği riskler ve beklentiler, sonradan ortaya çıkan değişikliklerin değerlendirilmesinde önemli bir ölçüt oluşturur.
Mahkeme bu kapsamda:
- Tarafların sözleşme yapılırken ekonomik gücünü
- Kira bedelinin sözleşme tarihindeki piyasa koşullarına uygunluğunu
- Tarafların sözleşme süresince üstlenmiş olduğu riskleri
- Tarafların sözleşme yapılırken öngördüğü ekonomik koşulları
inceleyebilir.
4.3. Kiralananın Niteliği ve Kullanım Amacı
Mahkeme, kiralananın niteliğini ve kullanım amacını da uyarlama talebinin değerlendirilmesinde dikkate alır. Çünkü kiralananın konut, işyeri veya özel kullanım amaçlı bir taşınmaz olması; kira ilişkisinin ekonomik yapısını ve tarafların yükümlülüklerini doğrudan etkileyebilir.
Özellikle işyeri kiralarında kiralananın ticari faaliyet için kullanılması, piyasa koşullarındaki değişikliklerin kira ilişkisi üzerindeki etkisini daha belirgin hale getirebilir. Bu nedenle mahkeme:
- Kiralananın kullanım amacını
- Kiralananın bulunduğu yer ve ekonomik çevreyi
- Faaliyet alanının ekonomik gelişmelerden etkilenme derecesini
- Kiralananın gelir üretme kapasitesini
değerlendirebilir.
4.4. Hakkaniyet ve Sözleşme Dengesi
Uyarlama davasının temelinde, sözleşmenin tarafları arasındaki ekonomik dengenin korunması amacı yer alır. Bu nedenle mahkeme, uyarlama talebini değerlendirirken yalnızca hukuki şartların varlığına değil; sözleşmenin mevcut haliyle sürdürülmesinin taraflar açısından adil olup olmadığına da bakar.
Mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken:
- Taraflar arasındaki ekonomik dengenin bozulup bozulmadığını
- Sözleşmenin mevcut haliyle uygulanmasının taraflardan biri için aşırı bir yük oluşturup oluşturmadığını
- Uyarlamanın sözleşmenin devamını sağlayıp sağlamayacağını
- Uyarlamanın diğer taraf bakımından ölçüsüz bir zarar doğurup doğurmayacağını
Göz önünde bulundurur. Bu nedenle uyarlama davasında verilecek karar, yalnızca ekonomik verilerle değil; somut olayın tüm koşullarının dikkate alındığı hakkaniyet esasına dayalı bir değerlendirme sonucunda şekillenir.
5. Kira Bedelinin Uyarlanması Davasında Usul ve Süreç
Kira bedelinin uyarlanması davası açılmadan önce belirli usul kurallarına uyulması gerekir. Özellikle kira ilişkilerinden doğan para alacağı ve uyarlama talepleri bakımından dava şartı olan arabuluculuğa başvuru zorunluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılması hâlinde dava, usulden reddedilebilir.
Uyarlama davasında usul ve süreç bakımından dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar şunlardır:
5.1. Arabuluculuğa Başvuru Zorunluluğu
Kira bedelinin uyarlanması davası, kira ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlık olduğu için dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekir. Arabuluculuğa başvurulmadan açılan davalar, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.
5.2. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme: Kira bedelinin uyarlanması davasında, uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Bu kural hem konut hem de işyeri kiraları bakımından geçerlidir.
Yetkili mahkeme: Kira bedelinin uyarlanması davasında yetkili mahkeme kiralananın bulunduğu yer mahkemesi ya da sözleşme deki yetkili olarak gösterilen yer mahkemesidir.
5.3. Deliller ve Bilirkişi İncelemesi
Kira bedelinin uyarlanması davalarında mahkeme, ekonomik koşullardaki değişimin sözleşme dengesini ne ölçüde etkilediğini belirlemek amacıyla çoğu zaman bilirkişi incelemesine başvurur. Bu nedenle dava açılırken ekonomik verileri ve sözleşme koşullarını gösteren delillerin eksiksiz şekilde sunulması önem taşır.
Uyarlama davasında sıklıkla başvurulan deliller şunlardır:
- Kira sözleşmesi ve ek protokoller
- TÜFE, ÜFE veya döviz kuru verileri
- Piyasa rayiçlerini gösteren belgeler
- Tarafların mali durumunu gösteren kayıtlar
- Uzman veya bilirkişi raporları
Bu deliller, kira bedelinin mevcut koşullarda sürdürülebilir olup olmadığının değerlendirilmesinde belirleyici rol oynar.
5.4. Kararın Uygulanma Zamanı
Kira bedelinin uyarlanması davasında verilen kararın hangi tarihten itibaren uygulanacağı önemli bir husustur. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre kararın geçmişe etkili olup olmayacağına veya dava tarihinden itibaren uygulanmasına karar verebilir.
Uyarlama kararı, dava tarihinden itibaren uygulanır. Bu nedenle uyarlama davasında kararın uygulanma zamanı, tarafların hak ve yükümlülükleri bakımından doğrudan sonuç doğuran önemli bir unsur niteliği taşır.
6. Uyarlama Davasının Sonuçları
Kira bedelinin uyarlanması davası sonucunda mahkeme, somut olayın özelliklerine göre sözleşmenin aynen devamına, kira bedelinin artırılmasına veya azaltılmasına ya da uyarlama talebinin reddine karar verebilir. Bu davada amaç, sözleşmeyi sona erdirmek değil; değişen koşullar karşısında taraflar arasındaki ekonomik dengeyi yeniden kurmaktır.
Uyarlama davası sonucunda ortaya çıkabilecek başlıca sonuçlar şu şekilde özetlenebilir:
6.1. Kira Bedelinin Artırılması veya Azaltılması
Mahkeme, kira bedelinin mevcut koşullarda taraflardan biri için aşırı derecede ağırlaştığı veya ekonomik değerini önemli ölçüde yitirdiği sonucuna varırsa kira bedelinin artırılmasına veya azaltılmasına karar verebilir. Bu durumda kira bedeli, değişen ekonomik koşullar ve taraflar arasındaki denge dikkate alınarak yeniden belirlenir.
Bu nedenle uyarlama davası yalnızca kira bedelinin düşürülmesi amacıyla değil; kira bedelinin ekonomik değerini önemli ölçüde kaybetmesi hâlinde artırılması amacıyla da açılabilir.
Mahkeme kira bedelini belirlerken özellikle:
- Ekonomik koşullardaki değişimi
- Taraflar arasındaki sözleşme dengesini
- Kiralananın niteliğini ve kullanım amacını
- Piyasa koşullarını ve hakkaniyet ölçütlerini
dikkate alır.
6.2. Sözleşme Şartlarının Uyarlanması
Uyarlama davası yalnızca kira bedelinin değiştirilmesi ile sınırlı değildir. Mahkeme, gerekli gördüğü hâllerde sözleşmenin diğer şartlarında da değişiklik yapılmasına karar verebilir. Bu değişiklikler, sözleşmenin yeni koşullara uygun şekilde devam etmesini sağlamaya yöneliktir.
Örneğin mahkeme:
- Kira bedelinin ödeme şeklini değiştirebilir.
- Dövizle belirlenen kira bedelinin Türk Lirasına çevrilmesine karar verebilir.
- Kira artış oranına ilişkin düzenleme yapabilir.
- Taraflar arasındaki yükümlülüklerin kapsamını yeniden belirleyebilir.
Bu nedenle uyarlama davası, sözleşmenin tamamen ortadan kaldırılmasını değil; değişen koşullara uygun şekilde devam ettirilmesini amaçlayan bir hukuki mekanizma niteliği taşır.
6.3. Uyarlama Talebinin Reddedilmesi
Mahkeme, uyarlama şartlarının oluşmadığı kanaatine varırsa davanın reddine karar verir. Bu durumda kira sözleşmesi mevcut şartlarıyla devam eder ve taraflar sözleşmeden doğan yükümlülüklerini aynen yerine getirmek zorundadır.
Uyarlama talebinin reddedilmesi şu durumlarda söz konusu olabilir:
- Ekonomik değişikliğin olağan sınırlar içinde kalması
- Sözleşmenin kurulması sırasında risklerin öngörülebilir olması
- Borcun ifasının aşırı derecede güçleşmemiş olması
- Uyarlama talebinde bulunan tarafın kusurlu davranışının bulunması
Bu nedenle uyarlama davası, her ekonomik güçlükte başvurulabilecek bir yol değildir. Uyarlama talebinin kabul edilebilmesi için kanunda öngörülen şartların somut olayda açık şekilde gerçekleşmiş olması gerekir.


Leasing sözleşmem var ve aldığımda 3300 iken euro şimdi 7000 tl ödeyemiyorum ne yapmalıyım