Uzun yargılama süreçlerinin önüne geçilebilmesi ve uyuşmazlıkların daha kısa sürede çözülebilmesi amacıyla, kira ilişkisinden doğan birçok uyuşmazlık bakımından dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu hale getirilmiştir.
Bu kapsamda kira alacağı, tahliye, kira bedelinin uyarlanması ve benzeri kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk sürecinin doğru şekilde işletilmesi, davanın esasına girilebilmesi bakımından temel bir dava şartı haline gelmiştir.
Bu yazıda, kira uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuğun hangi uyuşmazlıklar bakımından dava şartı olduğu, arabuluculuk başvurusunun nasıl yapılacağı ve sürecin hukuki sonuçlarının neler olduğu uygulama açısından açık ve sistematik biçimde ele alınacaktır.
Yazı İçeriği
- 1. Kira Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuğun Hukuki Dayanağı
- 2. Hangi Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Zorunludur?
- 3. Hangi Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Zorunlu Değildir?
- 4. Arabuluculuk Başvurusu Nasıl Yapılır?
- 5. Arabuluculuk Sürecinde Anlaşma Tutanağı (Anlaşma Belgesi)
- 6. Arabuluculuk Sürecinde Anlaşmama
- 7. Arabuluculuk Sürecinde Temsil
- 8. Arabuluculuğa Başvurulmadan Dava Açılmasının Sonuçları
1. Kira Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuğun Hukuki Dayanağı
Kira uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk uygulamasının hukuki dayanağı, 7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/B maddesidir.
“MADDE 18/B – (1) Aşağıdaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır:
a) Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar …”
Söz konusu düzenleme uyarınca, kira ilişkisinden doğan alacak, tazminat, tahliye, sözleşmenin sona ermesi, kira bedelinin uyarlanması ve benzeri taleplere ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılması halinde ise mahkeme, dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddedecektir.
2. Hangi Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Zorunludur?

2.1. Kira Tespit Davaları
Kira bedelinin belirlenmesine veya yeniden belirlenmesine ilişkin olarak açılan kira tespit davaları, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar kapsamında olup zorunlu arabuluculuğa tabidir. Bu nedenle kira bedelinin özellikle beş yıllık sürenin dolması veya kira bedelinin emsal kira bedellerine göre yeniden belirlenmesi amacıyla açılacak kira tespit davalarından önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Taraflar, mahkemeye başvurmadan önce arabulucu huzurunda yeni kira bedeli üzerinde uzlaşma imkânını değerlendirmek zorundadır. Arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılması halinde mahkeme, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verecektir.
2.2. Tahliye Davaları
Kira sözleşmesinin sona ermesi, ihtiyaç nedeniyle tahliye, yeniden inşa ve esaslı tadilat, kira bedelinin ödenmemesi (temerrüt), tahliye taahhüdü veya sözleşmeye aykırılık gibi sebeplerle kiralananın tahliyesine yönelik olarak açılan tahliye davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamındadır.
Bu nedenle kiraya veren tarafından tahliye talebiyle dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabuluculuğa başvurulmadan açılan tahliye davaları, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilecektir.
İstisna:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu uyarınca başlatılan tahliye talepli ilamsız icra takibi süreçleri zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Bu kapsamda yürütülen takip işlemleri için arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.
2.3. Kira Alacağı ve Tazminat Davaları
Ödenmemiş veya eksik ödenmiş kira bedelleri, aidat ve ortak gider alacakları ile kiralanan taşınmaza verilen zarar nedeniyle doğan tazminat taleplerine ilişkin olarak açılacak davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Bu tür alacaklar bakımından doğrudan icra takibi başlatılması mümkündür ve icra takibi öncesinde arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak borçlu tarafından takibe itiraz edilmesi halinde açılacak itirazın iptali veya alacak davası bakımından arabuluculuk şartı devreye girecek ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu olacaktır.
2.4. Kira Bedelinin Uyarlanması Davaları
Sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan olağanüstü durumlar nedeniyle kira bedelinin taraflardan biri bakımından aşırı derecede ağırlaşması veya kira sözleşmesinde kurulan ekonomik dengenin önemli ölçüde bozulması halinde açılan kira bedelinin uyarlanması davaları da kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar kapsamında olup zorunlu arabuluculuğa tabidir.
Uygulamada özellikle ekonomik koşullardaki ani değişiklikler, yüksek enflasyon, döviz kurundaki olağanüstü artışlar veya sözleşmenin taraflardan biri bakımından katlanılamaz hale gelmesi gibi durumlarda kira bedelinin uyarlanması talebi gündeme gelmekte olup, bu tür uyuşmazlıklarda da dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin işletilmesi zorunludur.
3. Hangi Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Zorunlu Değildir?
3.1. İcra Takibi Yoluyla Tahliye (İİK m.269 ve devamı)
Kira borcunun ödenmemesi veya yazılı tahliye taahhüdüne dayanılması gibi sebeplerle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca tahliye talepli ilamsız icra takibi başlatılması halinde arabulucuya başvurulması zorunlu değildir. Bu süreç, kanunda açıkça istisna tutulmuş olup, icra takibi doğrudan başlatılabilir.
İtirazın Kaldırılması: İcra takibine borçlu tarafından itiraz edilmesi halinde alacaklı, icra hukuk mahkemesinde itirazın kaldırılması ve tahliye talebinde bulunabilir. Bu durumda da arabuluculuğa başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.
İtirazın İptali: Ancak alacaklı, icra hukuk mahkemesi yolunu tercih etmeyerek genel mahkemede itirazın iptali davası açmayı seçerse, bu durumda uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklanan bir dava niteliği kazanacağından, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline gelecektir.
3.2. İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Talepleri
Dava açılmadan önce veya dava sırasında talep edilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri, geçici hukuki koruma niteliğinde olup zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Bu tür talepler, gecikmesinde sakınca bulunan durumların önlenmesi amacıyla doğrudan mahkemeden talep edilebilir.
Bununla birlikte, ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararının alınmasını müteakip açılacak asıl dava, kira ilişkisinden kaynaklanan bir alacak, tahliye veya tazminat talebine ilişkin ise, bu davadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerekecektir.
3.3. Yazılı Tahliye Taahhüdüne Dayalı İcra Takibi
Kiracının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca yazılı olarak verdiği tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi başlatılması halinde arabulucuya başvurulması zorunlu değildir. Bu durumda tahliye süreci icra hukuku kuralları çerçevesinde yürütülür.
Ancak tahliye taahhüdüne dayanılarak doğrudan dava açılması halinde, dava kira ilişkisinden kaynaklanan bir tahliye talebi niteliğinde olacağından, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olacaktır.
4. Arabuluculuk Başvurusu Nasıl Yapılır?
4.1. Başvurunun Yapılacağı Yer
Kira uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk başvurusu, kural olarak karşı tarafın yerleşim yerindeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Bununla birlikte, uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna da başvuru yapılması mümkündür.
Arabuluculuk bürosunun bulunmadığı yerlerde başvurular, görevlendirilen yazı işleri müdürlüğü aracılığıyla alınır. Tarafların anlaşması halinde belirli bir arabulucunun görevlendirilmesi de mümkündür.
4.2. Başvuru Şekli ve Gerekli Bilgiler
Arabuluculuk başvurusu, taraflardan biri veya vekili tarafından bizzat yapılabileceği gibi, UYAP sistemi üzerinden elektronik ortamda da gerçekleştirilebilir.
Başvurunun geçerli sayılabilmesi için başvuru formunda veya dilekçesinde aşağıdaki bilgilerin yer alması gerekir:
- Tarafların adı, soyadı veya unvanı
- Tarafların bilinen adres ve iletişim bilgileri
- Uyuşmazlığın konusu ve kısa açıklaması
- Talep edilen hukuki sonuç
Başvuru sırasında belge sunulması zorunlu olmamakla birlikte, kira sözleşmesi, ihtarname veya ödeme belgeleri gibi evrakların sunulması, sürecin sağlıklı yürütülmesine katkı sağlayacaktır.
4.3. Arabulucunun Görevlendirilmesi ve Taraflara Bildirim (Tebligat)
Başvurunun yapılmasını takiben arabulucu, arabuluculuk bürosu tarafından sicile kayıtlı arabulucular arasından görevlendirilir.
Arabulucu, görevlendirildiği tarihten sonra taraflarla iletişime geçerek ilk toplantı için tarih belirler ve tarafları toplantıya davet eder. Bu davet, kural olarak telefon, SMS, e-posta veya benzeri iletişim araçları ile yapılır.
Taraflara ayrıca resmî tebligat yapılması zorunlu değildir. Ancak arabulucu, yaptığı daveti ve iletişim girişimlerini dosyada belgelendirmek zorundadır.
Tarafların adreslerinin tespit edilememesi veya iletişim kurulmasının mümkün olmaması halinde arabulucu, durumu son tutanakta belirtir ve süreç sona erdirilir.
4.4. Arabuluculuk Toplantısının Yapılması ve Katılmamanın Sonuçları
Arabuluculuk sürecinde tarafların ilk toplantıya katılması esastır. Taraflar toplantıya bizzat katılabilecekleri gibi, avukatları aracılığıyla da temsil edilebilirler.
Geçerli bir mazeret olmaksızın ilk toplantıya katılmayan taraf, daha sonra açılacak davada haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulabilir ve lehine vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Bu husus, arabuluculuk kurumunun etkinliğini sağlamak amacıyla kanunda açıkça düzenlenmiştir.
Tarafların toplantıya katılmaları halinde arabulucu, tarafları uzlaşmaya davet eder ve görüşmeler gizlilik ilkesi çerçevesinde yürütülür.
4.5. Arabuluculuk Süresinin Hesaplanması
Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk süresi, arabulucunun görevlendirildiği tarihten itibaren başlar ve kural olarak üç hafta içinde sonuçlandırılır. Bu süre, zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.
Arabuluculuk süresi boyunca zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez. Sürecin sonunda tarafların anlaşması halinde anlaşma belgesi düzenlenir; anlaşma sağlanamaması halinde ise arabulucu tarafından son tutanak düzenlenir ve bu tutanak dava açılabilmesi için gerekli olan dava şartının yerine getirildiğini gösterir.
5. Arabuluculuk Sürecinde Anlaşma Tutanağı (Anlaşma Belgesi)
Arabuluculuk sürecinin sonunda tarafların anlaşmaya varıp varmamalarına göre farklı nitelikte tutanaklar düzenlenir. Bu tutanaklar, arabuluculuk sürecinin tamamlandığını gösteren ve tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen hukuki belgeler niteliğindedir.
Özellikle zorunlu arabuluculuk kapsamında açılacak davalarda, arabuluculuk sürecinin sonucunu gösteren tutanağın dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Aksi halde mahkeme tarafından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilecektir.
5.1. Anlaşma Tutanağı (Anlaşma Belgesi)
Tarafların arabuluculuk görüşmeleri sonucunda uyuşmazlık konusunda anlaşmaya varmaları halinde anlaşma tutanağı (anlaşma belgesi) düzenlenir. Bu tutanak, tarafların üzerinde uzlaştıkları hususları ve karşılıklı edimlerini açık şekilde içerir.
Taraflar ve arabulucu tarafından imzalanan anlaşma belgesi, belirli şartların sağlanması halinde ilam niteliğinde belge sayılır ve doğrudan icra yoluyla yerine getirilebilir. Bu nedenle anlaşma belgesi, taraflar bakımından bağlayıcı sonuç doğuran ve mahkeme kararına benzer hukuki etkiye sahip bir belge niteliğindedir.
Tarafların anlaşma sağlamaları halinde, aynı konuda yeniden dava açılması kural olarak mümkün değildir. Anlaşma belgesi, uyuşmazlığı kesin olarak sona erdiren bir hukuki sonuç doğurur.
5.2. İcra Edilebilirlik Şerhi
Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşmaya varmaları halinde düzenlenen anlaşma belgesi, belirli şartların sağlanması halinde ilam niteliğinde belge sayılır ve doğrudan icra yoluyla yerine getirilebilir.
Zorunlu arabuluculuk kapsamında düzenlenen anlaşma belgesinin taraflar, avukatları ve arabulucu tarafından birlikte imzalanması halinde, ayrıca icra edilebilirlik şerhi alınmasına gerek olmaksızın bu belge ilam niteliğinde belge sayılır (6325 sayılı Kanun m.18).
Buna karşılık anlaşma belgesinin tarafların avukatları tarafından imzalanmamış olması veya kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı hallerin bulunması durumunda, anlaşma belgesinin icra edilebilmesi için yetkili mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir.
Anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi alınmamış olsa dahi taraflar arasında geçerli bir sözleşme niteliğini korur. Ancak icra edilebilirlik şerhi verilmesi halinde anlaşma belgesi, mahkeme kararı gibi icra edilebilir hale gelir ve doğrudan icra takibine konu edilebilir.
5.3. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi talebi bakımından görevli ve yetkili mahkeme, arabuluculuğa başvurunun yapıldığı aşamaya göre belirlenir:
- Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, arabulucunun görev yaptığı yer Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
- Dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulmuşsa, davaya bakmakta olan mahkeme icra edilebilirlik şerhi verilmesi konusunda görevli ve yetkilidir.
Mahkeme tarafından verilen icra edilebilirlik şerhi, anlaşma belgesinin ilam niteliğinde belge sayılmasını sağlar ve bu belge doğrudan icra takibine konu edilebilir.
6. Arabuluculuk Sürecinde Anlaşmama
Arabuluculuk süreci sonunda tarafların uyuşmazlık konusunda uzlaşmaya varamamaları halinde, arabulucu tarafından anlaşamama (son) tutanağı düzenlenir. Bu tutanak, arabuluculuk sürecinin sonuçsuz kaldığını ve tarafların anlaşamadığını gösteren resmi bir belge niteliğindedir.
Zorunlu arabuluculuk kapsamında açılacak davalarda, anlaşamama tutanağının dava dilekçesine eklenmesi dava şartıdır. Bu tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi halinde mahkeme tarafından davanın usulden reddine karar verilecektir. Ancak uygulamada, bu eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa süre verilebilmesi de mümkündür.
6.1. Anlaşamama (Son) Tutanağının Hukuki Niteliği
Anlaşamama tutanağı, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını ve arabuluculuk sürecinin tamamlandığını gösteren resmi bir belgedir. Bu tutanak, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun şekilde yürütüldüğünü ve dava açılabilmesi için gerekli olan dava şartının yerine getirildiğini ortaya koyar.
Son tutanağın düzenlendiği tarih, arabuluculuk sürecinin sona erdiği tarih olarak kabul edilmekte olup, dava açma süresi ve zamanaşımı bakımından da hukuki önem taşımaktadır.
6.2. Anlaşamama Halinde Dava Açılması
Tarafların arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşmaya varamamaları halinde, uyuşmazlık hakkında dava açılması mümkündür. Bu durumda davacı tarafın, arabuluculuk sürecinin tamamlandığını gösteren son tutanağı dava dilekçesine eklemesi zorunludur.
Son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren dava açılmasına ilişkin süreler işlemeye başlar. Arabuluculuk süreci boyunca zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlememekte olup, süreç sona erdiğinde bu süreler kaldığı yerden işlemeye devam eder.
6.3. Toplantıya Katılmama Halinde Düzenlenen Tutanak
Taraflardan birinin geçerli bir mazeret olmaksızın arabuluculuk toplantısına katılmaması halinde, arabulucu tarafından toplantıya katılmama tutanağı düzenlenir. Bu tutanak, ilgili tarafın arabuluculuk sürecine katılmadığını ve uzlaşma imkanının bu nedenle gerçekleşmediğini gösterir.
Geçerli bir mazeret olmaksızın ilk toplantıya katılmayan taraf, daha sonra açılacak davada haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulabilir ve lehine vekâlet ücretine yarı oranında hükmedilir.
7. Arabuluculuk Sürecinde Temsil
Arabuluculuk sürecinde taraflar toplantılara bizzat katılabilecekleri gibi, avukatları veya yetkili temsilcileri aracılığıyla da katılabilirler. Zorunlu arabuluculuk kapsamında temsilin usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmesi, sürecin geçerliliği ve sonrasında açılacak davanın hukuki sonuçları bakımından önem taşımaktadır.
Temsilcinin yetkisiz olması veya gerekli yetkiyi içermeyen bir vekâletname ile toplantıya katılması halinde, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun şekilde yürütülmediği ileri sürülebilir. Bu nedenle temsil yetkisinin kapsamı ve niteliği, özellikle tüzel kişiler ve vekil aracılığıyla temsil edilen taraflar bakımından dikkatle değerlendirilmelidir.
- Avukat ile Temsil
Taraflar arabuluculuk toplantılarına avukatları aracılığıyla katılabilirler. Avukatın arabuluculuk sürecinde tarafı temsil edebilmesi için, vekâletnamesinde arabuluculuk faaliyetlerine katılma ve uzlaşma sağlama yetkisinin bulunması gerekir.
Özellikle uyuşmazlığın anlaşma ile sonuçlandırılabilmesi bakımından, avukatın vekâletnamesinde sulh olma ve ibra etme yetkisini içeren özel yetkinin yer alması önem taşımaktadır. Aksi halde yapılan anlaşmanın geçerliliği tartışma konusu olabilir.
- Tüzel Kişilerin Temsili
Tüzel kişiler, arabuluculuk toplantılarına şirketi temsile yetkili organ veya temsilci aracılığıyla katılırlar. Şirket adına toplantıya katılan kişinin, şirketi temsil ve ilzam yetkisini gösterir belgeyi ibraz etmesi gerekir.
Tüzel kişi adına toplantıya katılan temsilcinin, uyuşmazlık hakkında karar verme ve anlaşma yapma yetkisine sahip olması önemlidir. Yetkisiz bir temsilci ile yürütülen görüşmeler sonucunda yapılan anlaşmanın bağlayıcılığı hukuki tartışma konusu olabilir.
- Birden Fazla Tarafın Temsili
Birden fazla tarafın bulunduğu uyuşmazlıklarda, her taraf toplantıya ayrı ayrı katılabileceği gibi, aynı avukat veya temsilci aracılığıyla da temsil edilebilir. Ancak menfaat çatışmasının bulunduğu durumlarda aynı kişinin birden fazla tarafı temsil etmesi mümkün değildir.
Bu nedenle özellikle ortak kiracılar, mirasçılar veya paydaşlar bakımından temsil yetkisinin kapsamı ve taraflar arasındaki menfaat ilişkisi dikkatle değerlendirilmelidir.
- Temsil Yetkisinin Bulunmamasının Sonuçları
Arabuluculuk toplantısına katılan kişinin temsil yetkisinin bulunmaması veya yetkisinin sınırlı olması halinde, yapılan görüşmeler geçerli sayılmakla birlikte, taraf adına bağlayıcı bir anlaşma yapılması mümkün olmayacaktır.
Bu durumda arabuluculuk süreci anlaşma ile sonuçlandırılamayabilir ve taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması halinde arabulucu tarafından son tutanak düzenlenir. Bu nedenle temsil yetkisinin kapsamının açık ve yeterli olması, arabuluculuk sürecinin etkinliği bakımından büyük önem taşımaktadır.
8. Arabuluculuğa Başvurulmadan Dava Açılmasının Sonuçları
Zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunan bir kira uyuşmazlığında, arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açılması halinde, dava şartı yerine getirilmemiş sayılır. Bu durumda mahkeme, uyuşmazlığın esasına girmeden önce arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediğini kendiliğinden (re’sen) incelemekle yükümlüdür.
Arabuluculuğa başvurulmadan açılan davalarda, dava şartı yokluğu tespit edildiği takdirde mahkeme tarafından davanın usulden reddine karar verilecektir. Bu nedenle dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin usulüne uygun şekilde tamamlanması, davanın esasının incelenebilmesi bakımından zorunludur.
8.1. Dava Şartı Yokluğu Nedeniyle Usulden Ret
Zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunan bir uyuşmazlıkta, arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde, dava şartı yokluğu söz konusu olur. Bu durumda mahkeme, tarafların iddia ve savunmalarını incelemeden önce dava şartının yerine getirilip getirilmediğini değerlendirir ve eksiklik tespit edilirse davanın usulden reddine karar verir.
Usulden ret kararı, davanın esasına ilişkin bir karar niteliği taşımadığından, arabuluculuk süreci tamamlandıktan sonra aynı uyuşmazlık hakkında yeniden dava açılması mümkündür.
8.2. Eksikliğin Sonradan Tamamlanması
Zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunan bir uyuşmazlıkta, arabuluculuğa hiç başvurulmadan doğrudan dava açılması halinde, dava şartı yerine getirilmemiş sayılır ve bu eksikliğin sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu durumda mahkeme tarafından davanın usulden reddine karar verilecektir.
Buna karşılık arabuluculuk süreci tamamlanmış olmakla birlikte, son tutanağın dava dilekçesine eklenmemiş olması halinde durum farklıdır. Bu durumda dava şartı yerine getirilmiş olmakla birlikte belgenin ibraz edilmemesi söz konusu olduğundan, mahkeme tarafından davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için süre verilebilir.
Dolayısıyla:
- Arabuluculuğa hiç başvurulmamışsa → eksiklik sonradan giderilemez ve dava usulden reddedilir.
- Arabuluculuk yapılmış ancak tutanak eklenmemişse → eksiklik süre verilerek tamamlatılabilir.


Selamlar
Kira tespit davası arabulucu kesin karar tarihinden sonra ne kadar sürede açılmalıdır? Bu süre hakim kararıyla uzatılabilir mi?
kiracısı olduğum evde 5 yılı doldurdum. Ev sahibim yeni kira döneminin başlamasından sonra kira tespit davası açtı. Kira sözleşmemizde her yıl belirlenen tüfe oranında artış yapılacaktır şeklinde madde var. Kira dönemi başlamadan önce herhangi bir yazılı bildirim ya da ihtarnamede bulunmadı. Bu durumda kira tespit davasında belirlenecek kira bedeli ne zamandan itibaren geçerli olur? (içinde bulunduğumuz kira dönemi başından itibaren mi, mahkeme karar tarihinden itibaren mi yoksa bir sonraki kira dönemi başlangıcı mı?)
Evi kiraladığımız kişi, evi kızına vermiş (yeni ev sahibi olduğu ile ilgili kiracıya bildirim yapılmamış) ve kızı, evleneceğini söyleyerek ihtiyaç sebebiyle tahliye için arabulucuya başvurmuş. Arabuluculuk sürecinde daire tahliye edilmiştir. Eğer ev başka birine kiraya verilirse, evden çıkan kiracının hakları nelerdir? (Kira kontratı bitmeden birkaç ay önce arabuluculuk sürecinde ev tahliye edilmiştir.)
Hisseli bir işyerinde iki ayrı mülk sahibi bulunmakta, birinin kira sözleşmesi olmakla birlikte diğer hissedarın sözleşmesi yoktur. Diğer hissedarın iki ayrı sözleşme yaptığından gerçek kira bedeli bilinmemekte ve bir taraf daima emsallerinden düşük kira almaktadır. 5 yılını doldurmuş bulunan bu kiralayana, terditli olarak uyarlamalı kira tespiti davası açılabilir mi?
Sözleşmeleri 5 yılı doldurmamış ancak kira üzerinde anlaşamayan taraflar da arabulucuya başvurabilirler mi ? Bu konuda da bir yanıt verirseniz sevinirim. İyi çalışmalar dilerim.
Arabuluculuk için yardıma ihtiyacım var. Profesyonel destek almak istiyorum.
Selamlar
Evden çıkmam için ev sahibi çeşitli hileli yollara başvurdu.
En sonunda kiralananın tahliyesi(borçlar hukuku kaynaklanan) diye arabulucu mesajı geldi.
Ben arabulucudaki beyandan dolayı tutulan ve tarafların karşılıklı olarak imza altına alınan tutanağı örnek olarak yanıma alsam,
noterden bir türlü bana tahliye evrakı vermiyor çünkü kendisi oturmayacak başkasına kiraya verecek.
Bu tutanak bir kaç sonra evi tahliye ettiğim zaman evde kendisi değil de kiraya verirse
bu tutanak la ev sahibini mahkemeye verip herhangi bir maddi hak talep edebilir miyim.
Saygılar
Merhaba , kiracım 2019 haziranın da evi tutmuştur, şuan 3 bin TL ye oturmaktadır, arabuluculuk vasıtası ile kira da uzlaşmak istedim, fakat arabuluculuk toplantısına katılmadı, şimdi kiramın arttırılması veya tahliyesi için nasıl bir yol izlemem gerekiyor. Bilgilendirirseniz sevinirim.
Kira tespit davası avukatlık ücretini hangi taraf öder?
Tahliye davasından önce gidilen arabuluculuk faaliyetinde anlaşılması ve buna ilişkin belge verilmesi halinde daha sonradan evi boşaltması gereken tarihte boşaltmayıp anlaşmaya uymaması halinde ne yapabiliriz?
Merhaba kira tespit davasında taraflar arabulucuda anlaşamadıklarında dava açmak için ne kadar süre gerekir en geç ne zaman açabilirler?
Arabulucuya herhangi bir evrak verecek miyiz?
Kiracı olarak anlaşma imzaladım ama eşim hastanede ameliyatta olduğu için aceleye geldi. Bütün şartlar aleyhime olmuş, benim istediğim maddeler eklenmemiş. Hem kiraya yüzde yüz zam koydurdu, 9 ay sonra evin tahliyesini istedi hem de arabuluculuk ücretinin 1600 TL’sini tamamen bana yüklemiş. Eve geldiğimde sakin kafayla okuduğumda her şeyin aleyhime olduğunu anladım. İrade fesadı, yüzde 25’ten fazla kira zammı ve bence iyi niyetin kötüye kullanılması söz konusu. Ev sahibinin avukatının imzası var sadece, kendisinin imzası yok. Ben ise kiracı olarak avukatsız şekilde imzaladım. Şerh edilemiyor sanırım, ilam niteliği de olmuyor. Bu anlaşma veya tutanak nasıl iptal edilir? Dava mı açmalıyım?
Tahliye taahhütnamesi nedeniyle ilamsız icra takibi yaptık. Borçlu itiraz etmiş. İtirazın iptali davası için arabuluculuk zorunlu mu?
Sayın Avukat,
1 Eylül öncesinde ihtiyati arabuluculuğa başvurup olumsuz sonuçlandırmama rağmen dava şartı olarak birde zorunlu arabuluculuğa başvurmak zorunda mıyım?