Kira bedelini ödemeyen kiracının icra yoluyla tahliyesi, kiraya verenin kira borcunu ödemeyen kiracıya karşı, hem kira alacağını tahsil etmek hem de kiralananın tahliyesini sağlamak amacıyla Türk Borçlar Kanunu m.315 ile İcra ve İflas Kanunu m.269 ve devamı hükümlerine dayanarak başvurabildiği özel ve etkili bir hukuki yoldur.
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, kira borcunun ödenmemesinin tek başına tahliye için yeterli olduğu düşüncesidir. Oysa kira borcunun varlığı kadar, temerrüt ihtarının doğru şekilde yapılması, kiracıya kanunda öngörülen sürenin tanınması ve icra takibinin usulüne uygun yürütülmesi de tahliye talebinin kabulü açısından belirleyici öneme sahiptir.
Bu yazımızda, kirasını ödemeyen kiracının icra yoluyla tahliyesi sürecini Türk Borçlar Kanunu m.315 ile İcra ve İflas Kanunu m.269 ve devamı hükümleri çerçevesinde sistematik olarak ele alacağız.
Yazı İçeriği
- 1. Kirasını Ödemeyen Kiracıya Karşı İcra Takibi Nasıl Başlatılır?
- 2. Kiracıya Gönderilecek Ödeme Emri
- 3. Kiracı İcra Takibine İtiraz Etmez ve Ödeme Yapmazsa Süreç Nasıl İlerler?
- 4. Kiracı İcra Takibine İtiraz Ederse Süreç Nasıl İlerler?
- 5. Tahliye Kararına Karşı Kanun Yolları ve Tehiri İcra Süreci
- 6. Tahliye Kararının İcra Yoluyla Uygulanması
1. Kirasını Ödemeyen Kiracıya Karşı İcra Takibi Nasıl Başlatılır?
Kira bedelini süresinde ödemeyen kiracıya karşı icra takibi başlatılması, kiraya verenin hem kira alacağını tahsil etmesini hem de kiracının taşınmazdan tahliyesini sağlayabilmesi bakımından en etkili hukuki yollardan biridir. Bu süreç, tahliye ihtarlı ilamsız icra takibi olarak adlandırılan özel bir takip türü olup, kiraya verene tek bir işlemle hem alacak hem de tahliye talep etme imkânı tanır.
Uygulamada en sık yapılan hata, kira borcunun varlığının tek başına icra takibi başlatmak için yeterli olduğunun düşünülmesidir. Oysa icra takibinin geçerli olabilmesi için kira ilişkisinin varlığı, kira borcunun belirli olması ve kiracıya kanunda öngörülen sürelerin doğru şekilde tanınması gerekir. Bu unsurlardan birinin eksik olması, tahliye talebinin reddine ve sürecin yeniden başlatılmasına neden olabilir.
1.1. Takip Başlatmak İçin Gerekli Şartlar
Kirasını ödemeyen kiracıya karşı tahliye ihtarlı icra takibi başlatılabilmesi için aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir:
- Taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesi bulunmalıdır. Kira sözleşmesi yazılı veya sözlü olabilir; ancak yazılı sözleşme bulunması, özellikle itiraz halinde ispat bakımından önemli avantaj sağlar.
- Kira borcu muaccel hâle gelmiş olmalıdır. Yani kira bedelinin ödeme tarihi gelmiş ve kiracı tarafından ödenmemiş olmalıdır.
- Kira borcu açık ve belirli olmalıdır. Takip talebinde borcun hangi aylara ait olduğu ve toplam tutarı tereddüde yer vermeyecek şekilde gösterilmelidir.
- Takip, yetkili icra dairesinde başlatılmalıdır. Kural olarak yetkili icra dairesi, kiralanan taşınmazın bulunduğu yer icra dairesidir.
2. Kiracıya Gönderilecek Ödeme Emri
Kirasını ödemeyen kiracıya karşı başlatılan icra takibinde tahliye sonucuna ulaşılabilmesi, büyük ölçüde kiracıya gönderilecek ödeme emrinin doğru şekilde düzenlenmesine bağlıdır. Bu nedenle ödeme emrinin içeriği, kiracıya tanınacak süre ve tebligatın usulüne uygun yapılması, tahliye sürecinin en kritik aşamalarını oluşturur.
2.1. Ödeme Emrinde Bulunması Gereken Unsurlar
Kiracıya gönderilecek ödeme emrinde aşağıdaki hususların açık ve eksiksiz şekilde yer alması gerekir. Bu unsurlardan birinin eksik olması, tahliye talebinin reddine yol açabilecek niteliktedir.
- Kira borcunun miktarı açıkça belirtilmelidir. Borcun toplam tutarı ve hangi dönemlere ait olduğu tereddüde yer vermeyecek şekilde yazılmalıdır.
- Borç kalemleri ayrı ayrı gösterilmelidir. Kira bedeli, işlemiş faiz ve diğer alacak kalemleri mümkün olduğunca ayrıştırılmalıdır.
- Kiracıya ödeme yapması için kanuni süre tanınmalıdır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya en az 30 gün süre verilmesi zorunludur.
- Tahliye ihtarı açıkça yer almalıdır. Kiracıya, süresi içinde ödeme yapmaması halinde kiralananın tahliye edileceği açık şekilde bildirilmelidir.
- İtiraz süresi gösterilmelidir. Kiracıya ödeme emrine karşı yasal süresi içinde itiraz edebileceği belirtilmelidir.
Bu unsurların eksik veya hatalı düzenlenmesi, icra takibinin tamamen geçersiz sayılmasına veya tahliye talebinin reddine neden olabilir.
2.2. Ödeme Emrinin Tebliği ve Sürelerin Başlangıcı
Tahliye sürecinin hukuken geçerli olabilmesi için ödeme emrinin kiracıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi zorunludur. Usulsüz tebligat halinde süreler işlemeye başlamaz ve tahliye süreci hukuken sonuç doğurmaz.
Bu nedenle tebligat sürecinde özellikle şu hususlara dikkat edilmelidir:
- Tebligat, kiracının bilinen son adresine yapılmalıdır.
- Tebligatın muhataba ulaştığı tarih, sürelerin başlangıç tarihidir.
- Kiracı adreste bulunmazsa, Tebligat Kanunu hükümlerine göre işlem yapılmalıdır.
- Tebligatın usulsüz yapılması halinde kiracı, sürelerin işlemediğini ileri sürebilir.
Özellikle şunun bilinmesi önemlidir: 7 günlük itiraz süresi ve 30 günlük ödeme süresi, ödeme emrinin kiracıya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.

3. Kiracı İcra Takibine İtiraz Etmez ve Ödeme Yapmazsa Süreç Nasıl İlerler?
Kiracıya gönderilen ödeme emrine karşı süresi içinde itiraz edilmemesi ve ayrıca kiracıya tanınan süre içinde kira borcunun ödenmemesi hâlinde, icra takibi kesinleşmiş sayılır. Bu durumda kiraya veren, hem kira alacağını tahsil etme hem de kiralananın tahliyesini talep etme hakkını elde eder. Uygulamada bu aşama, tahliye sürecinin fiilen başladığı kritik eşik olarak kabul edilir.
Bu noktada özellikle şu hususun bilinmesi gerekir:
Kiracının itiraz etmemesi ve ödeme yapmaması, kira borcunun ve kira ilişkisinin hukuken kabul edildiği anlamına gelir. Bu nedenle kiracı daha sonra borcun varlığına veya kira sözleşmesine ilişkin itirazlarını ileri sürmekte önemli ölçüde sınırlanır.
3.1. Takibin Kesinleşmesi
Kiracı, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yasal süre içinde itiraz etmez ve ayrıca verilen ödeme süresi içinde borcunu ödemezse, icra takibi kesinleşir. Takibin kesinleşmesi, kiraya verenin artık tahliye talep edebilmesi için gerekli hukuki zeminin oluştuğu anlamına gelir.
Bu aşamada şu sonuçlar doğar:
- Kira sözleşmesi ve kiracılık ilişkisi kabul edilmiş sayılır.
- Kira borcunun varlığı hukuken kesinleşir.
- Kiraya veren, tahliye talebinde bulunma hakkını elde eder.
- Kiracı, borcun varlığına veya kira sözleşmesine ilişkin savunma imkânını büyük ölçüde kaybeder.
Bu nedenle ödeme emrine karşı süresi içinde itiraz edilmemesi, kiracı açısından ciddi hukuki sonuçlar doğurur.
3.2. Tahliye Talebinin İcra Dairesinden İstenmesi
Takip kesinleştikten sonra kiraya veren, kiracının tahliyesini sağlamak amacıyla icra dairesinden tahliye talebinde bulunabilir. Bu talep, genellikle icra müdürlüğüne yapılacak bir başvuru ile gerçekleştirilir ve tahliye sürecinin resmen başlamasını sağlar.
Tahliye talebinde bulunabilmek için şu şartların birlikte gerçekleşmiş olması gerekir:
- Ödeme emri kiracıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olmalıdır.
- Kiracı yasal süre içinde itiraz etmemiş olmalıdır.
- Kiracıya verilen ödeme süresi dolmuş olmalıdır.
- Kira borcu bu süre içinde ödenmemiş olmalıdır.
Bu şartlar gerçekleştiğinde kiraya veren, icra hukuk mahkemesinden kiralananın tahliyesini talep edebilir.
3.3. Borcun Sonradan Ödenmesinin Tahliyeye Etkisi
Kiracının, kendisine verilen süre dolduktan sonra kira borcunu ödemesi, her zaman tahliye sürecini durdurmaz. Özellikle kiracı, kanunda öngörülen süre içinde ödeme yapmamışsa ve takip kesinleşmişse, borcun sonradan ödenmiş olması kiraya verenin tahliye talebinde bulunma hakkını ortadan kaldırmaz.
Bu noktada şu husus önemlidir:
- Süre içinde yapılan ödeme, tahliye hakkını ortadan kaldırır.
- Süre geçtikten sonra yapılan ödeme, yalnızca alacağın tahsilini sağlar; tahliye hakkını ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle kiracının borcu geç ödemesi, çoğu zaman tahliyeyi engellemez; yalnızca icra takibine konu alacağın tahsil edilmiş olmasını sağlar.
4. Kiracı İcra Takibine İtiraz Ederse Süreç Nasıl İlerler?
Kiracı, kendisine gönderilen ödeme emrine karşı yasal süresi içinde borca veya kira sözleşmesine itiraz ederse, icra takibi durur ve kiraya verenin doğrudan tahliye talep etmesi mümkün olmaz. Bu durumda kiraya verenin tahliye sürecini sürdürebilmesi için mahkemeye başvurarak itirazın kaldırılmasını veya itirazın iptalini talep etmesi gerekir.
Uygulamada bu aşama, sürecin yönünü belirleyen en kritik noktalardan biridir. Çünkü kiracının yaptığı itirazın niteliği;
- Borca itiraz
- İmzaya itiraz
- Kira sözleşmesine itiraz
olması, izlenecek hukuki yolu doğrudan değiştirmektedir. Bu nedenle kiraya verenin, itirazın türünü doğru tespit ederek buna uygun dava yolunu seçmesi, tahliye sürecinin hızlı ve doğru şekilde ilerlemesi bakımından büyük önem taşır.
4.1. Borca İtiraz Edilmesi Halinde Ne Yapılması Gerekir?
Kiracı, yalnızca kira borcuna itiraz ederse, kira ilişkisi hukuken kabul edilmiş sayılır. Bu durumda uyuşmazlık kira sözleşmesinin varlığına değil, borcun doğup doğmadığına veya ödenip ödenmediğine ilişkin hâle gelir. Uygulamada bu tür itirazlar en sık karşılaşılan itiraz türüdür ve genellikle ödeme yapıldığı veya borcun hatalı hesaplandığı iddiasına dayanır.
Kiracının borca itiraz etmesi hâlinde icra takibi durur; ancak kiraya verenin tahliye hakkı ortadan kalkmaz. Bu durumda kiraya verenin izlemesi gereken yol, İcra Hukuk Mahkemesi’nde itirazın kaldırılması ve tahliye talebinde bulunmaktır.
konuyla ilgili detaylı bilgi almak için İtirazın Kaldırılması Davası başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
- Dava Açma Süresi
İtirazın kiraya verene tebliğinden itibaren 6 ay içinde İcra Hukuk Mahkemesi’nde itirazın kaldırılması ve tahliye davası açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süredir.
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme: İcra Hukuk Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme: Kiralanan taşınmazın bulunduğu yer icra hukuk mahkemesi veya takibin yapıldığı yer icra hukuk mahkemesidir.
- İspat ve Deliller
Bu tür davalarda en önemli deliller şunlardır:
- Yazılı kira sözleşmesi
- Banka dekontları veya ödeme belgeleri
- İcra dosyası ve ödeme emri
- Hesap dökümü ve kira borcu tablosu
Bu aşamada, borcun ödendiğini ispat yükü kiracıya aittir.
4.2. İmzaya İtiraz Edilmesi Halinde Ne Yapılması Gerekir?
Kiracı, kira sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını açık ve kesin şekilde reddederse, artık kira sözleşmesinin varlığı ciddi şekilde tartışmalı hâle gelir. Bu durumda uyuşmazlık yalnızca kira borcuna ilişkin değil, sözleşmenin kurulup kurulmadığına ilişkin temel bir hukuki ihtilaf niteliği kazanır.
Bu tür itirazlar genellikle şu şekilde ortaya çıkar:
- “İmza bana ait değildir.”
- “Bu sözleşmeyi ben imzalamadım.”
- “Belgedeki imza sahte veya taklit edilmiştir.”
Bu durumda izlenecek yol, kira sözleşmesinin niteliğine göre değişir.
- Eğer kira sözleşmesi, noterlikçe düzenlenmiş veya imzası noter tarafından onaylanmış ise İcra Hukuk Mahkemesi’nde itirazın kaldırılması ve tahliye talep edilebilir. Çünkü noterlikçe düzenlenmiş veya imzası onaylanmış belge, İİK m.68 anlamında “resmî belge” gücündedir.
- Ancak kira sözleşmesi adi yazılı bir belge ise, Sulh Hukuk Mahkemesi’nde itirazın iptali ve tahliye davası açılması gerekir. Konuyla ilgili dtaylı bilgi almak için İtirazın İptali Davası başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
- Dava Açma Süresi
İtirazın kiraya verene tebliğinden itibaren 1 yıl içinde itirazın iptali ve tahliye davası açılması gerekir. Bu süre, hak düşürücü niteliğindedir.
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme: Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme: Kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi veya davalının yerleşim yeri mahkemesi
- İspat ve Deliller
Bu tür davalarda en kritik deliller:
- Kira sözleşmesi,
- İmza incelemesine esas belgeler,
- Bilirkişi incelemesi
Bu aşamada, İmzanın kiracıya ait olduğunu ispat yükü kiraya verene aittir.
4.3. Kira Sözleşmesine İtiraz Edilmesi Halinde Ne Yapılması Gerekir?
Kiracı, kira sözleşmesinin hiç yapılmadığını veya kiracılık ilişkisinin bulunmadığını ileri sürerse, artık uyuşmazlık kira ilişkisinin varlığına ilişkin temel bir ihtilaf hâline gelir. Bu durumda icra hukuk yoluyla tahliye sağlanamaz ve uyuşmazlık genel hükümlere göre çözümlenir.
Bu tür itirazlar genellikle şu şekilde ortaya çıkar:
- “Ben kiracı değilim.”
- “Kira sözleşmesi yapılmamıştır.”
- “Taşınmazı kiralamadım.”
- “Taşınmazı farklı bir hukuki ilişki kapsamında kullanıyorum.”
Bu durumda başvurulacak yol, Sulh Hukuk Mahkemesi’nde itirazın iptali ve tahliye davası açmaktır.
- Dava Açma Süresi
İtirazın kiraya verene tebliğinden itibaren 1 yıl içinde itirazın iptali ve tahliye davası açılması gerekir. Bu süre, hak düşürücü niteliğindedir.
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme: Sulh Hukuk Mahkemesi
Yetkili mahkeme: Kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
- İspat ve Deliller
Bu tür davalarda kiraya veren aşağıdaki hususları ispat etmek zorundadır:
- Kira sözleşmesinin varlığı
- Kiracılık ilişkisinin bulunduğu
- Taşınmazın kiracı tarafından kullanıldığı
- Kira borcunun doğduğu
Başlıca deliller:
- Yazılı sözleşme
- Tanık beyanları
- Banka kayıtları
- Elektrik, su, doğalgaz abonelik kayıtları
- Anahtar teslim tutanağı
- Yazışmalar ve mesaj kayıtları
Bu aşamada, ispat yükü kiraya verene aittir.
5. Tahliye Kararına Karşı Kanun Yolları ve Tehiri İcra Süreci
Tahliye davası sonucunda verilen karar, sürecin sona erdiği anlamına gelmez. Tarafların bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkı bulunduğu gibi, kararın icrasının durdurulabilmesi de belirli şartlara bağlıdır. Özellikle tahliye kararlarının kural olarak kesinleşmeden icraya konulabilmesi nedeniyle, istinaf başvurusu ile tehiri icra talebi arasındaki farkın doğru anlaşılması büyük önem taşır. Bu bölümde, tahliye kararına karşı başvurulabilecek kanun yolları ile tahliyenin hangi şartlarda durdurulabileceği pratik ve uygulama odaklı şekilde ele alınacaktır.
5.1. Tahliye Kararına Karşı İstinaf Başvurusu ve Tahliyeye Etkisi
Tahliye davası sonucunda verilen karara karşı tarafların kanun yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır. İlk derece mahkemesi tarafından verilen tahliye kararına karşı başvurulabilecek temel kanun yolu istinaf yoludur. İstinaf başvurusu, kararın hukuka uygun olup olmadığının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenmesini sağlar.
Tahliye kararına karşı istinaf başvurusu, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde yapılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Süresi içinde istinaf başvurusu yapılmaması hâlinde karar kesinleşir ve kiraya veren tahliye kararını icra yoluyla uygulayabilir.
Ancak burada bilinmesi gereken en önemli husus şudur: İstinaf başvurusu tek başına tahliye işlemini durdurmaz.
Tahliye kararları kural olarak kesinleşmesi beklenmeden icraya konulabilen kararlardandır. Bu nedenle kiracı istinaf yoluna başvurmuş olsa dahi, kiraya veren tahliye kararını icra dairesi aracılığıyla uygulamaya koyabilir.
5.2. Tehiri İcra (İcranın Geri Bırakılması) Nedir? Şartları Nelerdir?
Tehiri icra, tahliye kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olsa dahi, kararın icrasının geçici olarak durdurulmasını sağlayan hukuki yoldur. Tahliye kararları kural olarak kesinleşmeden icraya konulabildiğinden, kiracının tahliyeyi durdurabilmesi için ayrıca tehiri icra kararı alması gerekir.
Bu nedenle temel kural şudur: Tehiri icra kararı verilmedikçe tahliye işlemi durmaz.
Başka bir ifadeyle, istinaf başvurusu yapılmış olması tek başına yeterli değildir. Tahliye işleminin durabilmesi için tehiri icra talebinde bulunulması ve gerekli teminatın yatırılması zorunludur.
Tehiri icra talebinin kabul edilebilmesi için aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- Tahliye kararına karşı süresi içinde istinaf başvurusu yapılmış olması
- İstinaf başvurusu yapıldığını gösteren derkenarın icra dosyasına sunulması
- Mahkeme veya icra müdürlüğü tarafından belirlenen teminatın yatırılması
Uygulamada en kritik unsur teminat yatırılması şartıdır. Teminat yatırılmadığı sürece tehiri icra talebi kabul edilmez ve tahliye işlemleri devam eder.
5.3. Tehiri İcra Talebinde Teminat: Ne Kadardır, Nereye ve Nasıl Yatırılır?
Teminat, tahliye kararının uygulanmasının gecikmesi nedeniyle kiraya verenin uğrayabileceği muhtemel zararları güvence altına almak amacıyla alınır. Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için İcranın Durdurulması ve Tehiri İcra Başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Teminat Ne Kadardır?
Tahliye kararının icrasının durdurulabilmesi için kiracı tarafından yatırılması gereken teminat miktarı, uygulamada yerleşmiş içtihat ve icra pratiğine göre, en az üç aylık kira bedeli tutarındadır.
İcra dairesi veya mahkeme, somut olayın özelliklerine göre bu tutarın üzerinde bir teminat da belirleyebilir. Özellikle kira bedelinin yüksek olduğu veya tahliyenin gecikmesi hâlinde kiraya verenin zarara uğrama ihtimalinin arttığı durumlarda teminat miktarı artırılabilir.
Teminat Nereye ve Nasıl Yatırılır?
Teminat mahkemenin takdirine göre nakit ya da teminat mektubu şeklinde icra müdürlüğü hesabına yatırılır.
6. Tahliye Kararının İcra Yoluyla Uygulanması
Kirasını ödemeyen kiracıya karşı başlatılan tahliye talepli icra takibinde, mahkeme tarafından tahliye kararı verilmesi sürecin sona erdiği anlamına gelmez. Kiracının taşınmazdan fiilen çıkarılabilmesi için bu kararın icra dairesi aracılığıyla uygulanması gerekir. Tahliye kararının icra yoluyla uygulanması, hukuki kararın fiilî tahliyeye dönüşmesini sağlayan son aşamadır.
Bu aşamada uygulanacak usul, genel ilamlı icra hükümlerinden farklı olarak İcra ve İflas Kanunu’nun 269 ve devamı maddelerinde düzenlenen özel tahliye rejimine tabidir. Bu nedenle tahliye kararının nasıl uygulanacağı, kiracıya verilecek süre ve zorla tahliye işleminin şekli bu özel hükümlere göre belirlenir.
6.1. Tahliye Kararının İcraya Konulması
Kiraya veren, icra mahkemesinden tahliye kararı aldıktan sonra, bu kararın uygulanabilmesi için icra dairesine başvurarak tahliye talebinde bulunmalıdır. Tahliye kararı kendiliğinden uygulanmaz; mutlaka icra dairesi aracılığıyla infaz edilmesi gerekir.
Bu aşamada özellikle şu hususlar önem taşır:
- Tahliye kararı alındıktan sonra icra dairesine başvurulması gerekir
- Karar icra dosyasına sunulmadan tahliye işlemi başlatılamaz
- Tahliye işlemi icra müdürlüğü tarafından yürütülür
- Kiracının taşınmazı kendiliğinden boşaltmaması hâlinde icra müdürlüğü devreye girer
Ayrıca dikkat edilmesi gereken çok önemli bir süre vardır: Kiraya veren, ihtar süresinin bitiminden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesinde tahliye talebinde bulunmak zorundadır.Bu süre geçirilirse:
- Tahliye hakkı düşer
- Aynı takip üzerinden tahliye talep edilemez
- Yeni bir icra takibi başlatılması gerekebilir
Bu nedenle uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, tahliye talep süresinin kaçırılmasıdır.
6.2. Tahliye Emri ve Kiracıya Verilecek Süre
Tahliye kararı icra dairesine sunulduktan sonra icra müdürlüğü tarafından kiracıya bir tahliye emri gönderilir. Bu emir, kiracıya taşınmazı belirli bir süre içinde boşaltmasını bildiren resmi bir tebligattır.
İcra ve İflas Kanunu’nun 269/c maddesi uyarınca kiracıya taşınmazı tahliye etmesi için 10 gün süre verilir. Bu süre:
- Tahliye emrinin kiracıya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar
- Süre dolmadan zorla tahliye yapılamaz
- Kiracı bu süre içinde taşınmazı kendiliğinden boşaltabilir
15 günlük süre dolmadan zorla tahliye yapılması hukuka aykırıdır.
6.3. Zorla Tahliye Süreci
Kiracı, kendisine verilen 10 günlük süre içinde taşınmazı boşaltmazsa, icra dairesi tarafından zorla tahliye işlemi gerçekleştirilir. Bu işlem, icra müdürü veya icra memuru tarafından yürütülür ve gerektiğinde kolluk kuvveti desteği alınabilir.
Zorla tahliye sürecinde şu adımlar izlenir:
- İcra müdürlüğü tahliye günü belirler
- Kiracıya tahliye tarihi bildirilir
- Gerekirse polis veya jandarma desteği sağlanır
- Kiracının taşınmazdaki eşyaları tahliye edilir
- Eşyalar kiracıya teslim edilir veya yediemine bırakılır
Bu aşama, tahliye sürecinin fiilen tamamlandığı ve kiraya verenin taşınmazı yeniden kullanmaya başladığı son aşamadır.


kirayi 2020 de tuttum 1300 TL..
eylül 2021 de 1430 TL..
ağustos 2022 2150 Tl..
ağustos 2023 5000 TL..
ağustos 2024 8300 TL..
Ocak 2025 10000 TL..
Ağustos 2025 14113 TL… kiraların zamlı halleri
2022 ve 2024 Temmuz arası %25 lik zam dahil değil.. ki onu söz konusu etmeye utanmıştım zamanında bu şekilde düzenli ödemenin yapıldığı beş yıl sonucunda kira tespit davası açıldı kira tespit davası açılırken bana iki ihtarname geldi ben onları almadım gelmedi çünkü bana muhtara gitmiş itiraz hakkım olmuyormuş o yüzden.. ben de ev sahibim ağustosta 24 bin istemişti. TÜFE 14.110 küsür ama 20-21 önerdim benim önerimi kabul etmedi mahkemeye taşıyacağını söyledi.. ben de mademki mahkemeye taşıyor o zaman 20.000 değil de 14.113 ödemeye devam edeyim dedim..
TÜFE li kira bedelini ağustosta böyle ödedim.. Sonrasında eylül ekim Kasım’da 20.000 ödedim çünkü önceki dönemlerde de yüksek yapmıştım şimdi de kısmak istemedim açıkçası tamamen iyi niyet yani.. Sonra baktım bu kadın kötü niyetli davranmaya devam ediyor ben de tekrar ihtirazi kayıtla diye aralık ayından itibaren o şerhi düşerek açıklamaya , 14.113 ödemeye devam ettim en azından mahkeme sonuçlanana kadar… sonra ocak ve şubatta bana iki tane ihtarname göndermiş eksik kira yatıyor diye tabi ben bu ihtarnameyi dün UYAP’tan bana gelen mesajla öğrendim yani yine itiraz etme hakkımı kaybetmişim.. zaten ihtilaflı olan kira bedelini TÜFEden ödememe rağmen eksik ödeme diye dava açması haksızken benim borçlu olmadığım halde TÜFE’e göre yapmışım sonuçta itiraz hakkımı kaybetmem haksızlık değil mi yani