İşçi alacaklarında zamanaşımı süreleri, işçinin ücret, fazla mesai, kıdem tazminatı ve benzeri alacaklarını hangi süre içinde talep edebileceğini belirleyen önemli bir hukuki düzenlemedir. Bu sürelerin geçirilmesi halinde alacak hakkı tamamen ortadan kalkmasa da, dava yoluyla talep edilmesi çoğu zaman mümkün olmayacaktır.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorulardan biri, hangi işçi alacağının kaç yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin ne zaman başladığıdır. Bu nedenle işçi ve işverenlerin hak kaybı yaşamaması için zamanaşımı sürelerinin doğru bilinmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu yazımızda, işçi alacaklarında zamanaşımı süreleri, hangi alacakların kaç yıl içinde talep edilmesi gerektiği ve zamanaşımı süresinin nasıl hesaplanacağı uygulamadaki örnekler çerçevesinde açıklanmaktadır.
Yazı İçeriği
1. İşçi Alacaklarında Zamanaşımı Nedir?
İşçi alacaklarında zamanaşımı, işçinin ücret, fazla mesai, kıdem tazminatı, yıllık izin ve benzeri alacaklarını belirli bir süre içinde talep etmemesi halinde, bu alacakların dava yoluyla ileri sürülebilme imkânının ortadan kalkmasını ifade eder. Zamanaşımı süresi dolduğunda alacak hakkı tamamen sona ermez; ancak borçlu tarafın zamanaşımı def’inde bulunması halinde mahkeme tarafından bu alacakların tahsiline karar verilmesi mümkün olmayacaktır.
İş hukukunda zamanaşımı süreleri, hem işçinin haklarını makul bir süre içinde talep etmesini sağlamak hem de işveren bakımından hukuki belirlilik ve güvenliği temin etmek amacıyla düzenlenmiştir. Bu nedenle işçi alacaklarına ilişkin zamanaşımı sürelerinin doğru şekilde belirlenmesi, dava açma süresinin hesaplanması ve hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşımaktadır.
1.1. Zamanaşımı Kavramının Hukuki Niteliği
Zamanaşımı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve alacağın belirli bir süre içinde talep edilmemesi halinde dava ve takip yoluyla ileri sürülebilmesini sınırlayan bir hukuki kurumdur. Bu kapsamda zamanaşımı süresi dolduğunda borç tamamen ortadan kalkmamakta; ancak borçlu tarafın zamanaşımı def’inde bulunması halinde mahkeme tarafından alacağın tahsiline karar verilmesi mümkün olmamaktadır.
İş hukuku bakımından zamanaşımı sürelerine ilişkin özel düzenlemeler de bulunmaktadır. Nitekim 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıl olarak öngörülmüştür. Ücret kavramı kapsamına giren fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacakları bakımından da uygulamada bu süre esas alınmaktadır.
1.2. Zamanaşımı ile Hak Düşürücü Süre Arasındaki Fark
Zamanaşımı ile hak düşürücü süre, her ne kadar her ikisi de belirli bir sürenin geçmesiyle hak arama imkânını sınırlayan hukuki kurumlar olsa da, sonuçları ve uygulanma şekilleri bakımından birbirinden farklıdır.
- Zamanaşımı süresi dolduğunda alacak hakkı ortadan kalkmaz; ancak borçlu tarafın zamanaşımı def’inde bulunması halinde alacağın dava ve takip yoluyla tahsili mümkün olmaz.
- Hak düşürücü sürenin geçmesi halinde ise hak tamamen sona erer ve bu husus mahkeme tarafından kendiliğinden (re’sen) dikkate alınır.
Örneğin, işe iade davası açma süresi, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta olup bu süre hak düşürücü niteliktedir. Sürenin geçirilmesi halinde işe iade talep etme hakkı tamamen ortadan kalkar ve mahkeme bu durumu taraflar ileri sürmese dahi kendiliğinden dikkate alır.
2. İşçi Alacaklarında Zamanaşımı Süresi Kaç Yıldır?
İşçi alacaklarında zamanaşımı süresi, alacağın niteliğine göre değişmektedir. İş hukukunda ücret ve ücret niteliğindeki alacaklar bakımından özel zamanaşımı süreleri öngörülmüş; bazı tazminat ve alacak türleri bakımından ise genel zamanaşımı hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle işçi alacaklarında zamanaşımı süresinin doğru belirlenebilmesi için, öncelikle alacağın hukuki niteliğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Nitekim uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, tüm işçilik alacaklarının aynı zamanaşımı süresine tabi olduğu düşüncesidir. Oysa her bir alacak kalemi bakımından farklı zamanaşımı süreleri söz konusu olabilmekte olup, yanlış değerlendirme yapılması halinde işçinin alacağını talep etme imkânı ortadan kalkabileceği gibi, işveren bakımından da gereksiz dava ve yargılama riski doğabilmektedir.
2.1. İşe İade Davasında Bir Aylık Hak Düşürücü Süre
İş güvencesi kapsamında bulunan işçiler bakımından, iş sözleşmesinin geçerli bir sebep olmaksızın feshedildiği iddiasıyla açılacak işe iade davası belirli bir süre ile sınırlandırılmıştır. Bu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süre niteliğindedir. Sürenin geçirilmesi halinde işe iade talep etme hakkı tamamen ortadan kalkmakta ve bu husus mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca, işçi fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır. Bu süre içinde arabulucuya başvurulmaması halinde işe iade talep etme hakkı sona ermektedir.
Arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlanması halinde ise, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde işe iade davası açılması gerekmektedir. Bu süreler hak düşürücü süre niteliğinde olup, süresinde başvuru yapılmaması halinde dava açma hakkı tamamen ortadan kalkmaktadır.
Konuyla ilgili olarak daha detaylı bilgi almak için İşe İade Davası başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
2.2. Beş Yıllık Zamanaşımına Tabi İşçi Alacakları
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Ücret kavramı yalnızca çıplak maaşı değil, işçinin yaptığı iş karşılığında elde ettiği ve ücret niteliği taşıyan tüm parasal hakları kapsamaktadır. Bu nedenle uygulamada ücretin eki niteliğindeki birçok alacak kalemi de beş yıllık zamanaşımı süresine tabi kabul edilmektedir.
Bu kapsamda başlıca işçi alacakları şunlardır:
- Ücret alacağı
- Kıdem tazminatı
- İhbar tazminatı
- Fazla çalışma (fazla mesai) ücreti
- Hafta tatili ücreti
- Ulusal bayram ve genel tatil (UBGT) ücreti
- Prim ve ikramiye alacakları
- Satış primi ve performans primi
- Yıllık izin ücreti
- Boşta geçen süre ücreti
- İşe başlatmama tazminatı (İş güvencesi tazminatı)
- Yol, yemek ve yakacak yardımı gibi ücret niteliğindeki sosyal haklar
- Asgari geçim indirimi (AGİ) alacağı (ilgili dönemler bakımından)
- Kötü niyet tazminatı
- Sendikal tazminat
- Ayrımcılık tazminatı
- Bakiye süre ücreti alacağı
Bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresi, kural olarak alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Örneğin, fazla mesai ücreti her ayın ücret ödeme döneminde muaccel hale geldiğinden, zamanaşımı süresi de o tarihten itibaren ayrı ayrı işlemeye başlayacaktır.
Önemli Not: 25 Ekim 2017 tarihinden önce sona eren iş sözleşmelerinde bazı tazminatlar için 10 yıllık eski süreler geçerli olabilir; ancak bu tarihten sonraki fesihlerde yukarıdaki 5 yıllık süreler uygulanmaktadır.
2.3. On Yıllık Zamanaşımına Tabi İşçi Alacakları
Bazı işçilik alacakları bakımından kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde düzenlenen on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Bu süre, özellikle iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olarak doğan tazminat alacakları bakımından önem taşımaktadır.
Bu kapsamda başlıca alacaklar şunlardır:
- İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat alacakları
- Meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat alacakları
- Destekten yoksun kalma tazminatı
Bu alacaklarda zamanaşımı süresi, çoğunlukla iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat taleplerinde zamanaşımı süresinin başlangıcı, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarih gibi özel durumlara göre farklılık gösterebilmektedir.
Konuyla ilgili olarak daha detaylı bilgi almak için İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davası başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
3. Zamanaşımı Süresi Ne Zaman Başlar?
İşçi alacaklarında zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın türüne göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle zamanaşımı süresinin doğru hesaplanabilmesi için öncelikle alacağın hangi tarihte muaccel hale geldiğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, tüm işçi alacakları bakımından zamanaşımı süresinin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başladığının düşünülmesidir. Oysa bazı alacaklar bakımından zamanaşımı süresi iş sözleşmesinin devamı sırasında işlemeye başlarken, bazı alacaklarda ise sözleşmenin sona ermesi belirleyici olmaktadır.
3.1. İş Sözleşmesinin Sona Ermesi Halinde Başlangıç
İş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olarak doğan alacaklar bakımından zamanaşımı süresi, kural olarak fesih tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu alacaklar, iş ilişkisinin devamı sırasında talep edilemeyen ve ancak sözleşmenin sona ermesiyle birlikte doğan alacaklardır.
Bu kapsamda özellikle:
- Kıdem tazminatı
- İhbar tazminatı
- İşe başlatmama tazminatı
- Kötü niyet tazminatı
gibi alacaklarda zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.
3.2. Ücret ve Benzeri Dönemsel Alacaklarda Başlangıç
Ücret ve ücret niteliğindeki alacaklar bakımından zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten değil, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu tür alacaklar, iş ilişkisinin devamı sırasında da talep edilebilen ve belirli dönemlerde doğan alacaklardır.
Bu kapsamda:
- Ücret alacağı
- Fazla mesai ücreti
- Hafta tatili ücreti
- Ulusal bayram ve genel tatil ücreti
- Prim ve ikramiye
gibi alacaklarda her bir dönem için zamanaşımı süresi ayrı ayrı işlemektedir. Örneğin, ödenmeyen bir fazla mesai ücreti bakımından zamanaşımı süresi, ilgili ayın ücret ödeme tarihinden itibaren başlar.
3.3. Kıdem ve İhbar Tazminatında Zamanaşımı Başlangıcı
Kıdem ve ihbar tazminatı, iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olarak doğan alacaklar olup, bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresi fesih tarihi itibarıyla işlemeye başlar.
Özellikle uygulamada, ihbar süresinin bitimi ile fesih tarihi karıştırılabilmektedir. Ancak zamanaşımı süresinin başlangıcı bakımından esas alınması gereken tarih, iş sözleşmesinin hukuken sona erdiği tarihtir.
Bu nedenle fesih tarihinin doğru tespiti, zamanaşımı hesabı açısından kritik önem taşımaktadır.
3.4. İş Kazası ve Tazminat Alacaklarında Zamanaşımı Başlangıcı
İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat alacaklarında zamanaşımı süresinin başlangıcı, diğer işçilik alacaklarından farklı olarak daha özel kurallara tabidir.
Bu tür alacaklarda zamanaşımı süresi, kural olarak zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Özellikle sürekli iş göremezlik, maluliyet veya ölümle sonuçlanan olaylarda, zararın kapsamının zaman içinde ortaya çıkması nedeniyle zamanaşımı başlangıcı somut olaya göre değişebilmektedir.
Bu nedenle iş kazası ve meslek hastalığından doğan alacaklarda zamanaşımı süresinin başlangıcı, her olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
4. Zamanaşımını Durduran ve Kesen Haller
Zamanaşımı süresi, bazı durumlarda işlemeye devam etmez (durur) veya yeniden başlar (kesilir). Bu nedenle zamanaşımı süresinin doğru hesaplanabilmesi için yalnızca başlangıç tarihinin değil, zamanaşımını durduran ve kesen hallerin de dikkate alınması gerekmektedir.
Uygulamada özellikle dava açılması, arabuluculuğa başvurulması veya icra takibi yapılması gibi işlemler zamanaşımı hesabını doğrudan etkileyen önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır.
4.1. Zamanaşımının Kesilmesi Nedir?
Zamanaşımının kesilmesi, işlemekte olan zamanaşımı süresinin ortadan kalkması ve kesilme sebebinin sona ermesinden sonra sürenin yeniden baştan işlemeye başlaması anlamına gelir. Bu durumda kesilmeden önce geçen süreler dikkate alınmaz ve zamanaşımı süresi sıfırlanarak yeniden işlemeye başlar.
Örneğin, işçinin fazla mesai alacağı bakımından zamanaşımı süresinin dolmasına kısa bir süre kala dava açılması halinde zamanaşımı süresi kesilmiş olur. Dava süreci sona erdikten sonra zamanaşımı süresi yeniden baştan işlemeye başlayacaktır. Bu nedenle zamanaşımının kesilmesi, özellikle uzun süredir devam eden işçilik alacaklarında hak kaybını önleyen önemli bir hukuki sonuç doğurmaktadır.
4.2. Zamanaşımını Kesen Haller
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca zamanaşımını kesen başlıca haller şunlardır:
- Dava açılması
- İcra takibi başlatılması
- Borçlunun borcu kısmen veya tamamen kabul etmesi
- Borcun kısmen ödenmesi
- Borç için teminat verilmesi
- Taraflar arasında borcun varlığını gösteren yazılı bir ikrarın bulunması
Bu hallerden birinin gerçekleşmesi halinde zamanaşımı süresi kesilir ve kesilme sebebinin ortadan kalkmasından sonra süre yeniden işlemeye başlar.
4.3. Zamanaşımının Durması Nedir?
Zamanaşımının durması, zamanaşımı süresinin belirli bir süre boyunca işlememesi, ancak durma sebebi ortadan kalktıktan sonra sürenin kaldığı yerden devam etmesi anlamına gelir.
Kesilmeden farklı olarak, durma halinde önceki süreler geçerliliğini korur ve zamanaşımı süresi sıfırlanmaz; yalnızca geçici olarak işlemeye ara verir.
4.4. Zamanaşımını Durduran Haller
Türk Borçlar Kanunu uyarınca zamanaşımını durduran başlıca haller şunlardır:
- Alacaklının dava açmasının hukuken imkânsız olduğu durumlar
- Taraflar arasında evlilik birliğinin devam etmesi (eşler arasındaki alacaklar bakımından)
- Velayet ilişkisi devam ettiği sürece çocuk ile veli arasındaki alacaklar
- Vesayet altındaki kişiler bakımından vesayet süresi
- Zorlayıcı sebepler (mücbir sebep)
Bu hallerde zamanaşımı süresi geçici olarak işlememekte, durma sebebinin ortadan kalkmasıyla birlikte kaldığı yerden devam etmektedir.
4.5. Arabuluculuğa Başvurunun Zamanaşımına Etkisi
İşçi alacakları bakımından arabuluculuğa başvuru, zamanaşımı süresini doğrudan etkileyen önemli bir hukuki işlemdir. Nitekim iş hukuku uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunlu olup, bu süreç zamanaşımı hesabında dikkate alınması gereken özel bir dönem oluşturmaktadır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca, arabuluculuğa başvuru ile birlikte zamanaşımı süresi durur. Arabuluculuk süreci sona erdiğinde ise zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder. Bu nedenle arabuluculuk başvurusunun yapıldığı tarih ile son tutanağın düzenlendiği tarih arasındaki süre, zamanaşımı hesabında süreye eklenmez.
Örneğin, işçinin ücret alacağı bakımından zamanaşımı süresinin dolmasına 3 ay kala arabuluculuğa başvurulmuşsa, arabuluculuk süreci sona erdiğinde zamanaşımı süresi kaldığı yerden devam edecek ve işçinin dava açmak için kalan 3 aylık süresi bulunacaktır.
Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için İş Davalarında Zorunlu Arabuluculuk başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
5. Zamanaşımı Süresi Nasıl Hesaplanır?
İşçi alacaklarında zamanaşımı süresinin doğru hesaplanabilmesi için öncelikle alacağın türü, zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi ve zamanaşımını durduran veya kesen hallerin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Bu unsurlar dikkate alınmadan yapılan hesaplamalar, hak kaybına yol açabileceği gibi gereksiz dava açılmasına da neden olabilmektedir.
Bu nedenle zamanaşımı süresi hesaplanırken belirli bir yöntem izlenmesi gerekmektedir.
5.1. Zamanaşımı Süresi Hesaplanırken Dikkate Alınacak Temel Unsurlar
Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında aşağıdaki hususlar birlikte değerlendirilmelidir:
- Alacağın türü (ücret, fazla mesai, kıdem tazminatı vb.)
- Uygulanacak zamanaşımı süresi (5 yıl veya 10 yıl)
- Zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi
- Zamanaşımını durduran veya kesen bir durumun bulunup bulunmadığı
- Arabuluculuk sürecinin olup olmadığı
Bu unsurların doğru belirlenmesi, zamanaşımı süresinin doğru hesaplanması açısından zorunludur.
5.2. Zamanaşımı Süresinin Başlangıç ve Bitiş Tarihinin Belirlenmesi
Zamanaşımı süresi, kural olarak alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar ve ilgili sürenin dolduğu günün sonunda sona erer.
Örneğin, işçinin ücret alacağının ödenmesi gereken tarih 01.03.2020 ise ve bu alacak beş yıllık zamanaşımına tabi ise, zamanaşımı süresi 01.03.2025 tarihinde sona erecektir.
Ancak bu süre içinde arabuluculuğa başvurulması, dava açılması veya borcun ikrar edilmesi gibi durumların bulunması halinde zamanaşımı süresi farklı şekilde hesaplanacaktır.
5.3. Arabuluculuk ve Dava Sürecinin Zamanaşımı Hesabına Etkisi
Zamanaşımı süresi hesaplanırken arabuluculuk süreci özel olarak dikkate alınmalıdır. Arabuluculuğa başvurulması halinde zamanaşımı süresi durmakta ve arabuluculuk sürecinin sona ermesiyle birlikte süre kaldığı yerden işlemeye devam etmektedir.
Benzer şekilde dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde zamanaşımı süresi kesilmekte ve dava veya takip sürecinin sona ermesinden sonra zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlamaktadır.
Bu nedenle özellikle dava açılmadan önceki süreçte geçen sürelerin doğru hesaplanması, zamanaşımı değerlendirmesinde belirleyici olmaktadır.
5.4. Zamanaşımı Hesabında En Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada zamanaşımı hesabı yapılırken aşağıdaki hatalar sıklıkla görülmektedir:
- Tüm işçi alacaklarının aynı zamanaşımı süresine tabi olduğunun düşünülmesi
- Zamanaşımı süresinin her zaman işten ayrılma tarihinden itibaren başladığının varsayılması
- Arabuluculuk süresinin zamanaşımından sayılması
- Zamanaşımını kesen veya durduran hallerin dikkate alınmaması
- Zamanaşımı süresinin yanlış hesaplanması nedeniyle dava açma süresinin kaçırılması
Bu hatalar, özellikle yüksek tutarlı işçilik alacaklarında ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.
6. Zamanaşımına Uğrayan İşçi Alacağı Talep Edilebilir mi?
Zamanaşımı süresinin dolmuş olması, alacak hakkının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Zamanaşımına uğramış bir alacak hukuken varlığını sürdürür; ancak borçlu tarafın zamanaşımı def’inde bulunması halinde bu alacağın dava veya icra yoluyla tahsil edilmesi mümkün olmaz.
Bu nedenle zamanaşımına uğramış bir alacak için dava açılması teorik olarak mümkün olsa da, davalı tarafın zamanaşımı itirazı ileri sürmesi halinde mahkeme tarafından alacak talebinin reddine karar verilecektir.
6.1. Zamanaşımı Def’i Nedir?
Zamanaşımı def’i, borçlu tarafın alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek ödeme yükümlülüğünden kurtulmasını sağlayan bir savunma hakkıdır. Bu savunma ileri sürülmediği sürece hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz.
Bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı def’inde bulunmaması halinde, zamanaşımına uğramış bir alacak bakımından dahi mahkeme tarafından alacağın tahsiline karar verilmesi mümkündür.
6.2. Hâkim Zamanaşımını Kendiliğinden (Re’sen) Dikkate Alır mı?
Zamanaşımı, kamu düzenine ilişkin bir süre olmayıp bir savunma hakkı niteliğindedir. Bu nedenle hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz; zamanaşımının mutlaka davalı tarafça ileri sürülmesi gerekir.
Bu durum, zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındaki en önemli farklardan birini oluşturmaktadır. Hak düşürücü süreler bakımından hâkim süreyi kendiliğinden dikkate almak zorundayken, zamanaşımı bakımından böyle bir yükümlülük bulunmamaktadır.
6.3. Zamanaşımına Uğramış Alacağın Ödenmesi Halinde Durum
Zamanaşımına uğramış bir borcun borçlu tarafından ödenmesi halinde yapılan ödeme geçerli kabul edilir ve borçlu ödediği bedelin iadesini talep edemez. Çünkü zamanaşımı, borcu ortadan kaldıran değil, alacağın dava yoluyla talep edilmesini sınırlayan bir hukuki kurumdur.
Bu nedenle zamanaşımına uğramış bir borcun isteyerek ödenmesi, hukuken geçerli bir ödeme sayılmakta ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenmesi mümkün olmamaktadır.


Bir şirkette muhasebe yetkilisiyim. Çalıştığımız şirket iyi niyetli olarak işçilerin ihtiyaçları olduğunda kredi çekmesinler diye dönem dönem kıdem tazminatlarını ödüyor. Emekli olan bir işçi arabulucuya gitti.Şirket de ben haklarını verdim diyerek uzlaşmayı reddetti. Mahkeme sürecinde evrakları ben hazırlıyorum.Gerçekten de hafta tatilleri çalışmadıkları ve resmi tatillerde iki yevmiye aldıkları halde davacı iki şahit ile yalan beyanda bulunup bilirkişiye hafta sonlarını çalıştık resmi bayram hakedişlerini eksik aldık diye hesaplattılar. Dava süreci devam ediyor.İşveren iyi niyetli olmasının cezasını iki yalancı şahit ile ödeyecek mi bu durumda? İşverenin şahitlerinin beyanları dikkate alınmamış.
5 yillk zaman asimi ni anlayamadım. Dava tarihinden itibaren geriye dönük 5 yillik alacak icinmidir. Yani kısaca 10 yillk izin alacağı olan sadece 5 yılı icinmi dava açacak10yıllık mesai olan 5 yıllık davamı acacak ben şuan çalışıyorum 15 yıl izin kullanmadım mesai parası almadım bayram ve resmi tatil kullanmadım ben bu gün işden cıksam bunların hepsinimi alacam yoksa son beş yılımı
Merhaba yanımda bir işci çalışıyordu 2.5 yıl kadar çalıştı ben maaşını elden ödedim bende alacağı olmamasına rağmen benden para koparmak için bana dava açıp tüm alacaklarımi alacağım diyor kul hakkını düşünen kalmamış bu durumda benim nasıl bir yol izlemem lazım.
Merhaba 2012-2014 tarihleri arası çalışmış ancak sigortası bildirlmemiş yakınımın sgk için açtığı dava yenı sonuçlandı ve 800 gun kazandı .mahkeme kararını 2019 yılında verdi. ücretin eksık alınması ile ilgili dava açma hakkımız var mı 5 yıllık zamanaşımına girer mi teşekkürler.
Merhaba, yaklaşık iki yıl önce çalıştığım şirket tarafından ihbar ve kıdem tazminatım hesaplanarak iş akdim sonlandırıldı. Bu süre zarfında bugün yarın diyerek ödeme konusunda oyaladılar. Şirket üzerine kayıtlı iki tane araç hariç başka bir şey yok. Şirketin vergi dairesine ve sgk ya olan borçları var. Şirket şu an fiilen faaliyet göstermiyor ve ticaret sicilde gözüken adresinde değil. Nerede olduğu da belli değil. Ben bu tazminatlarımı ortakların şahsi mal varlıklarından tahsil edebilir miyim.
ş sözleşmemde maaşın ödenme günü her ayın ilk haftası içerisinde diye belirtiliyor.Ancak son 6 aydır maaşımız parça parça olarak her ayın 12 si ile birdahaki ayın 20 si gibi yani ortalama ödenme gününden sonra 40 gün içinde ödeniyor. Şuan en son mart ayı maaşımın bir kısmını aldım bu durum haklı fesih hakkı verir mi? 6 günlük hak düşürücü süreye bu durumda uymak zorunlumu yoksa süreklilik arz ettiği için herzaman bu hakkım var mı? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim
Merhaba çalıştığım şirket ıftira attı bende is mahkemesine verdim onlar da ceza davası açtı ben kazandım ama bu süreç 10 yılı buldu fazla çalışma , mesai ve izinlerim zaman aşımına uğradı zararim cok daha fazla bunun için nasıl bır yol izlemem lazım maddi ve manevi tazminat davası ne kadar acabilirim ve mahkeme uzadığı ve geç karar verdiği için de mahkemeye dava acabilirmiyim
İyi günler ilçe belediyesinde 5393.sayılı kanunun 49.maddesine istinaden 2009 ve 2011 yılları arasında tam 24 ay çalıştım fakat bizde taban tavan ücretleri her yıl yayınlanmasına rağmen biz hep tavan ücretinin çok altında maaş aldık biz bu aradaki farkı dava açıp geri alabilirmiyiz iyi çalışmalar
Merhaba,
Bir inşaat firmasının yurtdışı şantiyesinde 8 yıl çalıştım.
1 Temmuz 2019 itibariyle proje bitiminden dolayı çıkış aldım.
8 yıllık süreç içinde sabah 8, akşam 7 saarlerinde, haftada 1 gün izinle mesai yaptım. Talebim fazla mesai ücreti olacak.
Bugün dava açmak istersem 8 yıllık çalışöa dönemimin sadece 5 yılı için mi talepte bulunabiliyorum?
Birde 1 Temmuz 2019 tarihinde çıkış yaptığım için bugüne kadar geçen süre zaman aşımına uğrayıp, 5 yıldan da 7 aymı düşecek?
Cevaplayabilirseniz sevinirim.
İyi çalışmalar.
bir firmada 2012 yılında iş başı yaptım.mevsimlerden dolayı yılım dolmadan çıkışım yapılıyordu.bu şekilde 2015 yılına kadar çalıştım. toplam firmada çalışma gün sayım 418 gün dür. bu çalışma şekline göre zaman aşımı varmı.ne talep edebilirim.çıkışımdan beri hiç bir şey talep etmedim.vede vermemişler.şimdiden teşekkürler.
Kamuda çalışıyorum 54 yaşındayım içerde kullanmadığım 140 günlük iznim olduğu halde iş göremez diye emekliliğe sevkedildim ben. İzinlerimi kulanmak ve daha sonra emekli olmak istiyorum yada emekli olmak istemiyorum yardımcı olacağınız için teşekürler
Merhaba ben haziran 1999 yılında bir kooperatifler birliğinde işe başladım. Senede uç adet ikramiye de veriyorlardı. Fakat haziran 2004 yılında bu ikramiyeleri kaldırdılar. Tarafınıza yazılı olarak bildirilmedi bizden de kabul ettiğimizi dair belge imzalatmadilar. Kasım 2009 da tazminatını verip, bir ay sonra tekrar işe aldılar. Ocak 2011 yılında emeklilik için tekrar çıkışımi verdiler. Bir ay sonra tekrar işe alindim. 30 nisan 2016 yılında tekrar işten çıkartıldı. İşten ayrılalı neredeyse dört yıl olacak. Çalıştım yıllara ait ikramiyelerim haliyle tazminatima eklenmedi. Acaba zaman aşımı isten ayrılış tarihi itibari ile mi basliyor. Toplamda o işyerinde 17 yıl çalıştım. İlk beş yılda ikramiye verildi, geri kalan yıllarda ödemeyi kaldırdılar. Dava açma hakkım var mi varsa geriye donuk kaç yılı kapsıyor. Teşekkürler.
Bir kamu kurumunda daimi işçi olarak çalışmaktayım. Günlük yevmiyem yanlış tespit edildiği için 15.01.2011-14.07.2014 arası tarafıma ödenen maaş, ikramiye, tediye fazla mesai tutarları tarafıma eksik ödendi.
Dava açsam alacağım tutar zamanaşımına girermi?
Merhaba. Bir şey danışmak istiyorum. Bir şirkette 5 yıl çalıştım. 16.12.2017 tarihinde çıkış verdiler. Banka hesabıma Sadece kıdem tazminatı yatırdılar. Hesaplandığı halde 16 günlük maaş ve ihbar tazminatı 10 aydır halen yatmadı. Arabulucuya başvurdum, karşı tarafla görüşme yapamadığı için dosyayı kapattı. Kalan alacağımı alabilmem için nasıl bir yol izlememi tavsiye edersiniz?
5 yillk zaman asimi ni anlayamadım. Dava tarihinden itibaren geriye dönük 5 yillik alacak icinmidir. Yani kısaca 10 yillk izin alacağı olan sadece 5 yılı icinmi dava açacak