Haksız Ödenen Paranın Geri Alınması
İstirdat davası, borçlu olmadığı hâlde icra takibi nedeniyle icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kalan kişinin, haksız olarak tahsil edilen paranın geri alınmasını sağlamak amacıyla açtığı bir eda davasıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen bu dava, borçlu olunmadığı hâlde icra baskısı altında yapılan ödemelerin iadesine imkân tanıyan önemli bir hukuki koruma yoludur.
İcra hukukunda kural olarak, borçlu olmadığını iddia eden kişi ödeme yapmadan önce menfi tespit davası açabilir. Ancak çeşitli nedenlerle ödeme yapılmışsa, artık borçlu olunmadığının tespiti değil; ödenen paranın geri alınması gündeme gelir. Bu noktada istirdat davası, icra tehdidi altında yapılan ödemenin geri alınmasını sağlayan temel başvuru yolu olarak ortaya çıkar.
Bu yazımızda; istirdat davasının şartları, süresi, ispat kuralları, menfi tespit davası ile farkı ve uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar, mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde sade ve anlaşılır şekilde ele alınacaktır.
Yazı İçeriği
- 1. İstirdat Davası Nedir?
- 2. İstirdat Davasının Şartları
- 3. İstirdat Davası ile Menfi Tespit Davası Arasındaki Fark
- 4. İstirdat Davasında Süreler ve Zamanaşımı
- 5. İstirdat Davasında Yargılama Usulü ve İspat
- 6. İstirdat Davasında Tazminat
- 7. İstirdat Davasında Yargılama Usulü
- 8. İstirdat Davasında Verilen Karar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
1. İstirdat Davası Nedir?
Hukuki Niteliği ve Amacı
İstirdat davası, borçlu olmadığı hâlde icra takibi nedeniyle icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kalan kişinin, haksız olarak tahsil edilen paranın geri alınmasını sağlamak amacıyla açtığı bir eda davasıdır. Bu dava ile amaçlanan; gerçekte mevcut olmayan bir borç nedeniyle yapılan ödemenin iadesini sağlayarak, haksız tahsil edilen bedelin davacıya geri verilmesidir. İstirdat davası, sebepsiz zenginleşme hükümleriyle de bağlantılı olup, borçlu olunmadığı hâlde yapılan ödemenin hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayı hedefler.
İcra ve İflas Hukukundaki Yeri
İstirdat davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiş olup, menfi tespit davasının ödeme sonrasındaki tamamlayıcı hukuki yoludur. İcra hukukunda borçlu olmadığını iddia eden kişi kural olarak ödeme yapmadan önce menfi tespit davası açabilir. Ancak ödeme yapılmışsa artık borcun varlığının tespiti değil; ödenen paranın geri alınması söz konusu olur. Bu nedenle istirdat davası, icra tehdidi altında yapılan ödemenin iadesine yönelik özel bir dava türüdür.
Hangi Durumlarda Açılır?
İstirdat davası; gerçekte borçlu olunmadığı hâlde, kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında ve icra tehdidi altında ödeme yapılması durumunda açılır. Özellikle borcun bulunmadığı, sona erdiği veya hatalı hesaplandığı hâllerde yapılan ödemelerin geri alınması için başvurulan temel hukuki yoldur. Davanın açılabilmesi için ödemenin icra takibinden sonra yapılmış olması ve kanunda öngörülen hak düşürücü süre içinde dava açılması gerekir.
2. İstirdat Davasının Şartları
İstirdat davasının açılabilmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde öngörülen bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlardan herhangi birinin bulunmaması hâlinde dava reddedilir.
- Borçlu Olunmayan Bir Paranın Ödenmesi
İstirdat davasının temel şartı, gerçekte mevcut olmayan bir borç nedeniyle ödeme yapılmış olmasıdır. Davacı, ödediği bedel yönünden borçlu olmadığını ispat etmekle yükümlüdür. Borcun hiç doğmamış olması, sona ermiş olması veya hatalı hesaplanması gibi durumlarda bu şart gerçekleşmiş sayılır.
- Ödemenin İadesi Mümkün Bir Sebebe Dayanması
Yapılan ödemenin, hukuken geri alınabilir nitelikte olması gerekir. Bu kapsamda ödeme, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesi mümkün bir alacağa dayanmalıdır. Gerçekten mevcut ve geçerli bir borca ilişkin ödemeler istirdat davasına konu edilemez.
- Ödemenin İcra Takibinden Sonra Yapılmış Olması
İstirdat davası, yalnızca icra takibinden sonra yapılan ödemeler bakımından söz konusu olur. İcra takibi başlamadan önce yapılan ödemeler için istirdat davası açılamaz; bu hâlde genel hükümler kapsamında sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelebilir.
- Ödemenin İcra Takibi Kesinleştikten ve İcra Tehdidi Altında Yapılması
Ödemenin, kesinleşmiş icra takibi kapsamında ve haciz veya benzeri icra işlemleri tehdidi altında yapılmış olması gerekir. Serbest irade ile, herhangi bir icra baskısı bulunmaksızın yapılan ödemeler istirdat davasına konu edilemez. Bu nedenle ödemenin icra tehdidi altında yapıldığının ispatı davacıya aittir.
- 1 Yıllık Hak Düşürücü Süre (İİK m.72/7)
İstirdat davası, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, sürenin geçirilmesi hâlinde dava açma hakkı ortadan kalkar. Mahkeme, bu süreyi re’sen dikkate alır.
3. İstirdat Davası ile Menfi Tespit Davası Arasındaki Fark
İcra hukukunda borçlu olmadığını ileri süren kişinin başvurabileceği iki temel dava türü bulunmaktadır: menfi tespit davası ve istirdat davası. Bu iki dava birbirini tamamlayan nitelikte olup, aralarındaki temel fark ödemenin yapılıp yapılmadığı noktasında ortaya çıkar.
3.1. Ne Zaman Menfi Tespit, Ne Zaman İstirdat?
Borçlu olmadığını iddia eden kişi, henüz ödeme yapmamışsa menfi tespit davası açarak borcun mevcut olmadığının tespitini isteyebilir. Ancak ödeme yapılmışsa artık borcun yokluğunun tespiti değil, ödenen paranın geri alınması söz konusu olur. Bu durumda başvurulması gereken yol istirdat davasıdır.
Ödeme Öncesi / Sonrası Fark
Menfi tespit davası, ödeme yapılmadan önce açılan ve borcun mevcut olmadığının tespitine yönelik bir davadır. İstirdat davası ise ödeme yapıldıktan sonra açılır ve icra tehdidi altında yapılan ödemenin geri alınmasını amaçlar. Dolayısıyla ödeme yapılmış olması, menfi tespit davasını istirdat davasına dönüştüren temel unsurdur.
3.2. Hukuki Sonuçların Karşılaştırılması
Menfi tespit davasının kabulü hâlinde borçlu olunmadığı tespit edilir ve icra takibi hükümsüz hâle gelir. İstirdat davasının kabulü hâlinde ise daha önce ödenmiş olan bedelin davacıya iadesine karar verilir. Her iki dava da borçlu olmadığını ileri süren kişiyi korumayı amaçlasa da, menfi tespit davası borcun varlığına; istirdat davası ise yapılan ödemenin geri alınmasına yöneliktir.
3.3. Menfi Tespit Davasından Dönüşen İstirdat Davası
İcra ve İflas Kanunu’nun 72/6. maddesi uyarınca, menfi tespit davası devam ederken ihtiyati tedbir kararı alınamamışsa icra takibi durmaz ve alacaklı takibe devam ederek haciz uygulayabilir. Bu süreçte, takip konusu borcun alacaklıya ödenmesi hâlinde, menfi tespit davası artık istirdat davası olarak devam eder. Başka bir ifadeyle, menfi tespit davası sonuçlanmadan önce borcun ödenmesi durumunda dava, kanun gereği kendiliğinden istirdat davasına dönüşür.
Bu dönüşüm için davacı/borçlunun ayrıca bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Zira kanuni düzenleme gereği, borcun ödenmesiyle birlikte dava artık borcun yokluğunun tespiti değil; ödenen paranın geri alınması amacına yönelir.
Menfi tespit davası devam ederken borçlu, takip konusu borcun yalnızca bir kısmını ödemişse; dava ödenen kısım yönünden istirdat davasına dönüşür, ödenmeyen kısım bakımından ise menfi tespit davası olarak görülmeye devam eder.
Öte yandan, davanın istirdat davasına dönüştüğü hususu mahkemece re’sen dikkate alınmamış ve taraflarca da ileri sürülmemiş, buna rağmen menfi tespit davası sonuçlandırılmışsa; bu durumda borçlu, ödediği paranın iadesi için ayrıca istirdat davası açmak zorunda değildir. Borçlu, lehine verilen ilamı icra dairesine sunarak icranın iadesini talep edebilir.
Menfi tespit davasına ilişkin ayrıntılı bilgi için Menfi Tespit Davası başlıklı yazımız incelenebilir.
4. İstirdat Davasında Süreler ve Zamanaşımı
İstirdat davası, İcra ve İflas Kanunu’nun 72/7. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süreye tabidir. Süre kuralları, davanın dinlenebilmesi bakımından son derece önemlidir ve mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır.
- 1 Yıllık Hak Düşürücü Süre
İstirdat davası, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, sürenin geçirilmesi hâlinde dava açma hakkı ortadan kalkar. Taraflar ileri sürmese dahi mahkeme bu süreyi kendiliğinden gözetir.
- Sürenin Başlangıcı
Hak düşürücü süre, davacının borçlu olmadığı hâlde yaptığı ödemenin fiilen gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ödemenin taksitler hâlinde yapılması durumunda, her ödeme yönünden süre ayrı ayrı değerlendirilir.
- Zamanaşımı ile Fark
Hak düşürücü süre ile zamanaşımı farklı hukuki kurumlardır. Zamanaşımı, ileri sürülmesi gereken bir defi olup taraflarca ileri sürülmediği sürece mahkemece dikkate alınmaz. Buna karşılık hak düşürücü süre, dava hakkını ortadan kaldırır ve mahkeme tarafından re’sen gözetilir. Bu nedenle istirdat davasında 1 yıllık sürenin kaçırılması, davanın esasına girilmeksizin reddi sonucunu doğurur.
5. İstirdat Davasında Yargılama Usulü ve İspat
İstirdat davası, genel hükümlere tabi bir eda davası olup, yargılama sürecinde belirleyici unsur ispattır. Davacı; borçlu olmadığı hâlde icra takibi nedeniyle ve icra tehdidi altında ödeme yaptığını ispat etmekle yükümlüdür.
5.1. İstirdat Davasında İspat Yükü
İstirdat davasında ispat yükü kural olarak davacıya aittir. Davacı; gerçekte borçlu olmadığını, ödemenin icra takibi kapsamında yapıldığını ve ödemenin icra tehdidi altında gerçekleştiğini ortaya koymalıdır. Davalı, ödemenin haklı bir borca dayandığını ileri sürüyorsa bunu ispat etmekle yükümlüdür.
5.2. İstirdat Davasında İcra Tehdidi Altında Ödemenin İspatı
Ödemenin icra tehdidi altında yapıldığının kabulü için icra takibinin kesinleşmiş olması ve haciz, satış veya benzeri icra işlemlerinin yapılma ihtimalinin bulunması yeterlidir. İcra dosyası kayıtları, ödeme emri, haciz işlemleri ve takip sürecine ilişkin belgeler, icra tehdidinin varlığını gösteren başlıca delillerdir.
5.3. İstirdat Davasında Deliller ve Belgeler
İstirdat davasında en önemli deliller arasında icra dosyası kayıtları, ödeme makbuzları, banka dekontları, tahsilât belgeleri ve yazılı beyanlar yer alır. Ödemenin icra dosyasına yapıldığını gösteren belgeler, davanın ispatı bakımından büyük önem taşır.
5.4. İstirdat Davasında İhtirazi Kayıt ve İspata Etkisi
İstirdat davası açılabilmesi için ödeme sırasında ihtirazi kayıt konulması zorunlu değildir. İcra tehdidi altında yapılan ödemelerde, ödemenin ihtirazi kayıtla yapılmamış olması davanın açılmasına engel teşkil etmez. Bununla birlikte, ödeme sırasında ihtirazi kayıt konulması davacının iddiasını güçlendiren önemli bir delil niteliği taşır. İhtirazi kayıt, ödemenin borcun kabulü anlamına gelmediğini ve yalnızca icra tehdidi nedeniyle yapıldığını gösterir. İhtirazi kayıt konulmadan yapılan ödemelerde de istirdat davası açılabilir; ancak bu durumda davacı, ödemenin serbest irade ile değil, icra tehdidi altında yapıldığını diğer delillerle ispat etmek zorundadır.
5.5. Yargıtay Uygulaması
Yargıtay içtihatlarında, istirdat davasının kabulü için ödemenin icra tehdidi altında yapılmış olması ve davacının gerçekte borçlu olmadığının ortaya konulması gerektiği istikrarlı şekilde vurgulanmaktadır. İspat değerlendirmesinde ödeme şekli, icra takibinin durumu ve tarafların beyanları birlikte dikkate alınır.
6. İstirdat Davasında Tazminat
İstirdat davasının sonuçlanmasından sonra, haksız çıkan taraf aleyhine tazminata hükmedilmesi İİK’da düzenlenmemiştir. Dolayısıyla istirdat davasının sonunda haksız çıkan taraf aleyhine tazminata hükmedilemeyecektir. Ancak menfi tespit davasından dönüşen istirdat davasında şartları olması halinde tazminat gündeme gelebilir.
6.1. İstirdat Davasında Davacı/Borçlu Lehine Tazminat
Menfi tespit davasından dönüşen istirdat davasında, dava davacı/borçlu lehine neticelenirse ve takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacı/borçlu dava nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep edebilir. Mahkemece takdir edilecek tazminat miktarı, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için Haksız İcra Takibi ve Kötüniyet Tazminatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
6.2. İstirdat Davasında Davalı/Alacaklı Lehine Tazminat
Menfi tespit davasından dönüşen istirdat davasında dava davalı/alacaklı lehine neticelenirse davalı/alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarının tazminini talep edebilir. Mahkemece takdir edilecek tazminat miktarı, herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için İcra İnkar Tazminatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
6.3. Tazminatın Niteliği ve Uygulama
İstirdat davasının sonucuna bağlı olarak hükmedilen tazminatlar fer’i nitelikte taleplerdir. Bu tazminatlar, davanın kabulü hâlinde davacı lehine; davanın reddi hâlinde ise davalı lehine gündeme gelebilir. Tazminata hükmedilebilmesi için tarafların açık talebi ve kanuni şartların gerçekleşmiş olması gerekir.
7. İstirdat Davasında Yargılama Usulü
İstirdat davası, genel hükümlere tabi bir eda davası niteliğinde olup, davanın doğru usul ve süre içinde açılması, ispatın güçlü kurulması ve icra dosyası ile bağlantının doğru kurulması davanın sonucu bakımından belirleyicidir. Özellikle 1 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmesi ve ödemenin icra tehdidi altında yapıldığının ortaya konulması, yargılamanın temelini oluşturur.
7.1. İstirdat Davasında Görevli Mahkeme
İstirdat davasında görevli mahkeme, takibe konu alacağın kaynağı ve hukuki niteliğine göre belirlenir. Bu nedenle görev, genel değil; alacağın doğduğu hukuk alanına göre değişmektedir. Uygulamaya göre istirdat davalarında görevli olabilecek mahkemeler şunlardır:
Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar aşağıdaki gibidir:
- Ticari işten kaynaklanan fatura, cari hesap ve sözleşme alacaklarına ilişkin istirdat davaları → Asliye Ticaret Mahkemesi
- İşçi–işveren ilişkisinden doğan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai, yıllık izin vb. işçilik alacaklarına ilişkin istirdat davaları → İş Mahkemesi
- Kira ilişkisi veya Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan alacaklara ilişkin istirdat davaları → Sulh Hukuk Mahkemesi
- Bir tarafın tüketici olduğu sözleşme veya fatura alacaklarına ilişkin istirdat davaları → Tüketici Mahkemesi
- Özel görevli bir mahkemenin bulunmadığı alacaklara ilişkin istirdat davaları → Asliye Hukuk Mahkemesi
Not: Çok istisnai durumlarda uyuşmazlığın niteliğine göre Aile Mahkemesi de görevli olabilir.
7.2. İstirdat Davalarında Yetkili Mahkeme
İstirdat davasında yetki kamu düzenine ilişkin değildir. Bu nedenle mahkeme veya icra dairesi yetki hususunu re’sen dikkate almaz; yetki itirazı taraflarca ileri sürülmelidir.
Yetkili mahkeme,
- Takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi, veya
- 6100 sayılı HMK’da düzenlenen genel ve özel yetki kurallarına göre belirlenen mahkemedir.
7.3. Dava Dilekçesi
İstirdat davasında dava dilekçesi, davanın kaderini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Dilekçede özellikle aşağıdaki hususlar açık ve somut şekilde yer almalıdır:
- Tarafların kimlik ve adres bilgileri
- İcra takibine ilişkin icra dairesi ve dosya numarası
- Ödemenin hangi icra dosyasına, hangi tarihte ve hangi sebeple yapıldığı
- Davacının gerçekte borçlu olmadığına ilişkin hukuki ve fiili açıklamalar
- Ödemenin icra tehdidi altında yapıldığına ilişkin somut vakıalar
- Ödemenin iadesine yönelik açık talep
- Varsa ihtirazi kayıt, menfi tespit davası veya önceki yargılama bilgileri
- Dayanılan deliller (icra dosyası, ödeme makbuzları, banka dekontları, yazılı belgeler vb.)
Dava dilekçesinde talep sonucu açık olmalı; iadesi istenen miktar, fer’ileri (faiz, masraf vb.) ve varsa tazminat talepleri belirtilmelidir. Eksik veya soyut dilekçe, davanın reddine veya uzamasına neden olabilir.
7.3. İstirdat Davasında Harç ve Giderler
İstirdat davası nispi harca tabi bir davadır. Harç, iadesi talep edilen tutar üzerindenhesaplanır ve dava açılırken peşin olarak yatırılır.
Yargılama sürecinde ayrıca:
- Tebligat giderleri,
- Bilirkişi ücreti (gerektiğinde),
- Keşif giderleri (istisnai durumlarda),
- Dosya ve müzekkere giderleri
davacı tarafından avans olarak yatırılır. Davanın kabulü hâlinde bu giderler davalıya yükletilir.
8. İstirdat Davasında Verilen Karar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Kural olarak bazı mahkeme kararlarının icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerekir. Ancak istirdat davalarında iki farklı durum söz konusudur:
- Menfi Tespit Davasından Dönüşen İstirdat Davası
Menfi tespit davası devam ederken borç cebrî icra tehdidi altında ödenmiş ve dava istirdat davasına dönüşmüşse, bu durumda verilen kararın icraya konulabilmesi için kararın kesinleşmesi gerekir.
- Doğrudan Açılan İstirdat Davası (İİK m.72/7)
Menfi tespit davası açılmadan, icra tehdidi altında ödeme yapıldıktan sonra doğrudan İİK m.72/7 uyarınca açılan istirdat davasında ise ilâmın konusu bir para alacağıdır. Bu nedenle kararın icraya konulabilmesi için kesinleşme şartı aranmaz.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
İstirdat davası, borçlu olmadığı hâlde icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kalan kişilere, haksız tahsil edilen bedelin geri alınmasını sağlayan etkili bir hukuki koruma yoludur. Ancak bu dava, sıkı süreye bağlı, ispat yükü ağır ve usul hatalarına son derece hassas bir dava türüdür. Özellikle 1 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılması, ödemenin icra tehdidi altında yapıldığının ortaya konulamaması veya yanlış dava türüyle hareket edilmesi hâlinde, haklı talepler dahi sonuçsuz kalabilmektedir.
Bu nedenle istirdat davalarında, sürecin başından itibaren profesyonel hukuki destek alınması; hak kaybının önlenmesi, davanın etkin yürütülmesi ve sonucun güvence altına alınması bakımından büyük önem taşır.

